Anıl Atamış: Çok Yetenekli Genç Oyuncularımız Var

Türkiye Basketbol İkinci Ligi‘nde High Touch forması giyen Anıl Atamış‘la basketbol üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

BasketTR olarak Türk basketboluna kendimizce ve elimizden geldiğince katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bunu bir adım daha ileri götürerek özellikle alt liglerde oynayan basketbolcu arkadaşlarımızla röportaj yapıp, onları dinlemek ve seslerini duyurmak istedik. Ben de uzun yıllar alt liglerde basketbol oynadığım için orada çok yetenekli çok iyi basketbolcuların olduğunu biliyorum.

Röportaj serimize de beraber takım arkadaşlığı yaptığım ve kendisine yıllar önce bir röportaj sözüm olan 1994 doğumlu Anıl Atamış’la başlamak istedim. Onunla basketbol konuşmak son derece keyifliyfi.

İmkanımız oldukça röportaj serimize devam ederek basketbol emekçilerinden basketbolu dinlemeye devam edeceğiz.

  • Öncelikle kendini nasıl bir oyuncu olarak tanımlarsın?

Ben öncelikle çalışmayı çok severim. Çalışkan bir oyuncuyum diyebilirim. İşimi severek yapıyorum. Taktik kısmına gelirsek bir görev adımı olmam gerekirse ona göre davranırım. Verilen role çok çabuk uyum sağlarım. Sorgulamam ve verilen görevi kabul ederim. Bu yüzden sisteme ayak uydurmayı severim.

  • Peki basketbola başladığın ilk yıllar ile şu anki geldiğin noktayı kıyasladığında ne tür farklılıklar var?

Şu an baktığımda savunma olmazsa olmazım. Bir önceki kulübüm Kocaeli Kağıtspor’da savunmam daha ön plandaydı. Çünkü o kadro içerisinde savunmayla bir yere gelebilirdim. Skoru üstlenen başka oyuncular vardı. Basketbola ilk başladığımda basketbolu atmak ve tutmak olarak biliyorum. Daha iyi oyuncularla ve antrenörlerle çalıştıkça alan paylaşımını daha fazla öğreniyorsun. Doğru yerde durmayı öğreniyorsun. Öğrenmeye açık bir oyuncu olduğun sürece her gün, her hafta, her yıl daha çok öğreniyorsun.

  • Basketbol kariyerini düşündüğünde bir basketbolcu olarak seni en çok zorlayan etmenler neler oldu?

Her sezon bir önceki sezona göre sana farklı bir roller verilebiliyor. Yeni sistemde kendine yer bulmak için koçun sistemine adaptasyon süreci oluyor. Koçun istediklerini yapabilmek için çok çalışman gerekiyor. Bu bizim işimiz ve koçların sistemlerine ayak uydurmak bizim işimizin parçası. Koçların istediği rollere evrilmek zorundasın. Bir önceki sezonunda aynı sistemde oynamadıysan adaptasyon süreci oluyor ve zorlanabiliyorsun.

  • Geriye dönüp baktığımda üzerimde çok büyük emeği var diye düşündüğünde kimler aklına geliyor?

Öncelikle ailem. Aile desteği başlangıçta için en büyük motivasyon. Ben çok şanslıyım çok iyi antenörlerle çalıştım. Oyuncu antrenörden ziyade hep abi kardeş ilişkim oldu. İlk aklıma gelenler; Tacettin Çipa, Taner Çipa, Ruhi Balkan, Yücel Platin ve Ömer Kahyaoğlu bana hem basketbol olarak çok şey katmış hem de bana o şansı vermiş antrenörlerimdir.

  • Profesyonel basketbolculukta antrenörler kadar menajerlerin de çok büyük etkisi olduğunu biliyoruz. Senin de menajerin ile uzun yıllardır çalığtığını biliyorum. Kendisiyle ilişkini nasıl anlatırsın?

Bahsettiğin gibi Özcan Ateş’le çalışıyorum. Özcan abi ile aram çok iyi. 6 yıldır kendisiyle çalışıyorum. Sadece iş için birlikte değiliz. Ne zaman bir sıkıntım olsa arayıp ulaşabiliyorum. Bildiğin gibi menajerlerin çok fazla oyuncusu oluyor ve bazen oyuncular menajerlerine ulaşamayabiliyorlar. Ben Özcan abi ile her zaman fikir alışverişinde bulunabiliyorum. Açık açık her şeyi konuşabiliyorum. Kariyerimi birlikte planlıyoruz. Bu çok önemli bir şey.

  • Sizler basketbolu bir meslek olarak yaptığınız için işin mali boyutu çok önemli. Basketboldan kazandığınız paralar ile hayatlarınızı sürdürüyorsunuz. Süper Lig’de mücadele eden takımlarda bile ödeme zorlukları yaşayan kulüpler olduğunu biliyoruz. Alt liglerde durum nasıl?

Ben kendimi bildim bileli oyuncularına düzenli maaş ödeyen takımlar çoğunlukla. Oyuncularına ödeme yapma konusunda sıkıntı yaşayan 3-4 kulüp gördüm. Hep iyi organizasyonlara gitmeye çalışıyoruz menajerimle. Seçimlerimizde bunu konuyu da göz önünde bulunduruyoruz. Ben şimdiye kadar hep düzenli paramı aldım. Bu konuda şanslıyım. Tabii ki bunu iş olarak yapıyoruz ve amacımız sezonu iyi geçirdikten sonra bir sonraki sezon daha iyi maaş kazanabilmek.

  • Peki kısa ve uzun vadeli planların neler?

En başta mutlu oluğum işimi yapabildiğim sürece devam ettirebilmek. TBL’de uzun yıllar kalıcı bir oyuncu olmak isterim. Hak ettiğim değeri görebildiğim bir oyuncu olmaya devam etmeyi istiyorum. Basketbol kariyerimi sonlandırdığımda geriye döndüğümde güzel anılar biriktirmiş olmayı dilerim. Bu şekilde sonlandırmak isterim. İleride yönetici olabilirim diye düşünüyorum. Bir spor okulu hayalim var. Her zaman sporun içinde olmak isterim. Bu işin içinde kalmak isterim. Çünkü benim bildiğim iş bu.

  • TBL ve TB2L tecrübelerini göz önüne aldığında iki lig arasındaki farklar nelerdir?

Öncelikle iki ligin arasında ciddi farklar var. En büyük fark yabancı oyuncular. Bir de organizasyonları kıyasladığımda TBL’deki organizasyonlar TB2L’ye göre daha profesyonel olabiliyor. TB2L’de de çok değerli kaliteli oyuncular var. TB2L’de oynayan oyuncuların çoğu üst ligde oynamış, iniş çıkış yaşamış oyuncular. Kariyerlerinde TBL ve hatta Süper Lig görmüşler. TB2L’deki takımlardan örnek vermem gerekirse bu sezon ABB Egospor, Etimesgut Belediyesi ve Mersin BBGSK kariyeri çok iyi oyunculardan kurulu. Şu an oynadığım kulübüm High Touch da çok yetenekli oyunculardan kurulu.

  • Bizim BasketTR olarak çok önemsediğimiz bir konu da genç basketbolcuların gelişimi. Basketbola uzun yıllar emek vermiş bir oyuncu olarak bu konu hakkında neler düşünüyorsun?

Çok yetenekli genç oyuncularımız var. Altyapılarda çok yetenekli ve gelecek vaad eden oyuncularımız var. Genç ve tecrübesiz oldukları için onları dışarıda bırakmamak gerek. Genç oyuncuların oynamaya ihtiyaçları ve onlara güvenen antrenörlere ihtiyaçları var. Şu an oynadığım kulübüm genç oyuncular için müthiş bir oluşum. Takımın %80’i genç ve hepsi kendilerini gösterebiliyor. Tabii bunun yanında gençlerin de öğrenmeye açık olmaları gerekiyor. Onlara şans veren güvenen antrenörlerini iyi dinlemeleri gerekiyor. High Touch, gençler için çok iyi bir kapı. Şu an ligde genç oyunculardan kurulu bir takım olaran namağlup ilerliyoruz. Hedeflerine ulaşmak için ilerleyen bu tip kulüpleri ve oyuncularını kesinlikle küstürmemek gerek. Gençlerin öğrenmek için herkesten çok çalışmaları ve çok fazla ekstra antrenman yapmaları gerekli. Tüm gençlerin doğru zamanda doğru yerde olmalarını diliyorum.

  • Ülkemizde basketbolun gelişimi ve spor kültürü hakkında neler söylemek istersin?

Özellikle Fenerbahçe ve Anadolu Efes’in Euroleague’deki başarılarının ardından sadece futbol ülkesi olmaktan çıktığımızı düşünüyorum. İnsanlar eskiye nazaran daha çok seviyorlar basketbolu. Daha yüksek ilgi olmaya başladı. Pandemiden önce oynanan Euroleague maçlarında takımlarımız tribünlerini tamamen dolduruyorlardı. Bu oyuncuların motivasyonu için çok önemli. Umarım pandemi süreci en kısa sürede biter ve onlar da bizleri tribünde desteklemeye devam eder.

  • Peki son olarak oynamaktan ve izlemekten en keyif aldığın oyuncular kimler? Bir de beraber oynadığın oyuncular arasından bir 5 yapsan kimler kadroda olurdu?

Oynamaktan ve izlemekten en çok keyif aldığım oyuncu Kocaeli Kağıtspor’da beraber oynadığım Keshun Sherrill. Şutuna engel olunamıyor. Oyun görüşü çok yüksek ve çok dinamik bir oyuncu. Sahada her şeyi yapabilen bir oyuncu. Nando De Colo çok zor şeyleri çok basitmiş gibi göstererek rahatlıkla yapabiliyor. Bryant Dunston pota altını domine eden bir oyuncu. En yüksek ligde oynamasına rağmen onun arzusunu izlemek keyif veriyor. NBA’den de Damian Lillard’ı izlemekten keyif aldığım oyunculara örnek gösterebilirim.

İlk Beşim: Keshun Sherrill, Can Altıntığ, Kutay Akpulat, İbrahim Daloğlu ve Horrace Spencer.

Röportaj: Özgün Çamkuşu
ocamkusu@baskettr.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir