Cem Ulusoy: İstatistiklerin Bir Adım Ötesinde!

İstatistikler bazen aldatıcı olabiliyor ama ironik olsa da bu istatistiklerin aldatıcılığını yine aynı şekilde istatistiklerle ortaya çıkartabiliyorsunuz.

Türkiye’de 10-15 dakika bandında süre alan bir oyuncunun istatistik hanesine bakıp, 25-30 dakika bandında gezen bir oyuncuyla kıyaslamaya girip, çok yanlış yargılara varmamıza neden olabilecek veriler ortaya çıkıyor. Aslında birçok yerli oyuncunun hedef tahtasına oturtulmasında bu çelişkili kıyaslamaların getirisi olan yanlış veriler var. Oyun kurucu pozisyonunda oynayan gençlerin de bundan fazlaca nasibini aldığını söylemek lazım.

Kişisel olarak, bir oyuncuyu sadece istatistikler üzerinden yargılama taraftarı değilim. Maç içinde istatistiklerin yansıtmadığı birçok değişken mevcut oluyor. Bu değişkenleri görmezden geldiğimiz için bazı değerlerimizi de çok kolay harcayabiliyoruz.

Artan Süreler Dönüşümü Tetikliyor

Gaziantep Basketbol’un 1996 doğumlu oyun kurucusu Cem Ulusoy, istatistiklerin ne denli yanıltıcı olabileceğini yine istatistikler üzerinden bizlere gösteren bir isim.

Aşağıdaki 4 veriye bakalım öncelikle:

22 Maç Sezon Geneli
15.9 dakika: 5.2 sayı-3.6 asist-1.9 ribaunt

13 Maç 15 ve Üzeri Dakika
19.1 dakika: 6.8 sayı-4-3 asist-2.3 ribaunt

6 Maç 20 ve Üzeri Dakika
23.5 dakika: 6.6 sayı-5.6 asist-2.5 ribaunt

2 Maç 25 ve Üzeri Dakika
26.0 dakika: 9.0 sayı-6.5 asist-4.5 ribaunt

Süre artış gösterdikçe, istatistikler de o doğrultuda artış gösterecektir, bu doğal bir dönüşümdür. Sorun, bundan sonra başlıyor zaten. İstatistikleri ‘kategorize’ ettiğiniz zaman, bir oyuncudan ‘üç farklı kimlik’ çıkarmanız da mümkün olabiliyor.

Cem’i sezon geneli ortalamasıyla değerlendirirsek, ideal bir rotasyon oyuncusu diyebiliriz.

15+ sürelerde değerlendirecek olursak, rotasyonun önemli bir parçası olarak görürürüz.

20+ sürelerde değerlendirirsek, rotasyondan çıkıp onu elit seviyeye çok uzak olmayan ve bir takımın ana oyun kurucusu potansiyelinde tanımlarız.

Yani onun size verebilecekleri, sizin ondan istediklerinizle doğru orantılı olacaktır.

Cem, 15 dakika süre alırken de, 25 dakika oynarken de hep aynıydı. Değişen kendisi değildi, dönüşen süreleri arttıkça ortaya çıkan potansiyeliydi. Tıpkı bir arabanın maximum hıza ulaşması için belli bir yol alması gerektiği gibi, bir oyuncunun da potansiyelinin tamamını açığa çıkarması için belli süreleri alması gerekiyor.

Tıkandığımız nokta sanırım tam olarak burası. Belki de karşılıklı bir güven problemi yaşıyoruz ve bunu bir türlü aşamıyoruz.

Bu bölümü Cem’in sezon içindeki diğer dikkat çekici istatistikleriyle noktalayalım:

Euroleague Takımlarına Karşı 4 Maçlık Performansı
14.5 dakika: 4.5 sayı-4.5 asist-2.2 ribaunt

En Çok Süre Aldığı Maç
Bandırma’ya karşı 27 dakika: 9 sayı-6 asist-3 ribaunt

En Çok Asist Ürettiği Maç
Bandırma’ya karşı 23 dakika: 11 asist

En Çok Sayı Ürettiği Maç
Bursaspor’a karşı 15 dakika: 14 sayı

Bakış Açımızı Değiştirmemiz Gerekiyor

Yerli oyuncuların bir şeyleri değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Peşin peşin bunu not düşeyim. Saha içi ve saha dışında belli çizgilerin ötesine geçmemeleri gerekiyor. Ancak herkesi aynı çuvala koymak bizi doğru noktaya götürmez.

Şimdi bir an olsun, Cem’in adının Cemius olduğunu ve Litvanya’da Zalgiris Kaunas forması giydiğini düşünelim. Gaziantep’teki performansının aynısını ortaya koyduğunu varsayalım. Yaşadığı iniş çıkışlara rağmen, sürelerinin artmasıyla verimliliğinin yükseldiğine daha çok dikkat çekilecek ve BSL’deki birçok takımın yatırım yapması için tonla şey yazılacaktı. Hatta Zeljko Obradovic’in elinde değerine değer katabileceği üzerine tartışmalar yapılacaktı.

Nasıl ki, oyuncuların aynaya bakması gerektiğini söylüyorsak, bizlerin yani basketbolseverlerin de aynaya bakıp, biraz özeleştiri yapması gerekiyor.

Biz, kendi çocuklarımıza inanmıyoruz, inanmak istemiyoruz.
Benzer şeyleri yapan herhangi bir yabancı gence daha fazla kredi veriyoruz, verilmesini istiyoruz. Yabancı gelişir, yerli yerinde sayar bakış açısıyla hareket ediyoruz. Bu, yabancıya kredi vermeyelim, her yerliye kayıtsız şartsız destek verelim demek değildir. Yabancının da, yerlinin de iyisi ve kötüsü vardır. Yabancılar komple iyi, yerliler komple kötü önyargısından kurtulalım yeter.

Hatta bence yerli-yabancı ayrımından sıyrılıp, kimliklere bakmadan sadece potansiyelleri üzerinden eşit değerlendirebilirsek, bu bile bize çok şey kazandırabilir.

Bazı Şeylerin Çözümü Aslında Basittir

Bazen sorunların çözümü çok basittir, zorlaştıran ise insanların kendisidir. Çünkü o kadar basit olacağına inanmazlar. Milli takım bazında da bu sıkıntıyı yaşadığımızı söylememiz gerekiyor. Zira çözümü o kadar uzakta arıyoruz ki, gözümüzün önündeki şeyleri kaçırıyoruz.

Cem Ulusoy, önümüzdeki 10 yıllık süreçte hem bulunacağı kulübe hem de milli takıma ortalamanın üzerinde katkı verebilecek bir isim.

Artan sürelerle birlikte hücumdaki etkinliğinin farklı bir noktaya geldiğini rakamlarla gösterdik. Ancak onun savunmadaki katkısını bu şekilde ifade etmememizin imkanı yok. Ne topa ne de rakip guarda baskısının istatistik kağıdında bir karşılığı var. Onun süre aldığı dakikalarda, takımının enerjisinin de bir kademe arttığını ancak izleyerek görebilirsiniz. Bunun da istatistik kağıdında bir karşılığı yok. İstatistik, belki hücumu bir noktada tanımlayabilir ama savunma direncini tam olarak vermez, veremez.

Uzun lafın kısası, sadece bakış açısını değiştirmemiz ve çözümü uzaklarda aramayı bırakmamız gerekiyor.

Kemal Erdem
[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir