Umut Geçen: BSL’ye Kalıcı Olmak İçin Giderim

Türkiye Basketbol Ligi ekiplerinden Mamak Belediyesi‘nde sezonu tamamlayan 1997 doğumlu Umut Geçen‘le özel bir röportaj yaptık.

Koronavirüs sürecinde röportaj serilerimiz devam ederken, TBL’de hırsı ve isteğiyle göze batan gençler arasında yer alan Umut’la merak edilenleri konuştuk.

Sezona Petkim Spor’da başladıktan sonra, ara dönemde Mamak Belediyesi’ne transfer olan ve guard pozisyonunda oynayan Umut Geçen, birçok konuda sorularımızı cevapladı. Savunmadaki hırsı ve isteği istatistik kağıdına yansımayan oyuncular arasında aslında. İçinde barındırdığı potansiyeli zaman zaman dışa vururken, uzun vadede neler planladığını ve olası varış noktalarını da konuşma fırsatı bulduk.

Her soruya samimi ve içten cevaplar verdiğinin altını çizmemizde fayda var. Kendini çok net ifade ederken, sınırlarını ve çizgilerini belirleyecek olgunluğu da gösteriyordu. Ayaklarını yere sağlam basmayı öncelik edinmiş gibi bir izlenim verdi, ki bu büyük sıçramadan önce yapılabilecek en akıllıca hamle aslında.

Biz, Umut’la konuşurken keyif aldık, umarım siz de okurken aynı keyfi yaşarsınız…

Umut Geçen’i biraz olsun tanıyanlar, onun sadece basketbola değil, futbola da yeteneği olduğunu hep söylüyordu. Biz de, ilk olarak bununla başlamak istedik. Basketbolla nasıl tanıştı ve 23 yaşındaki Umut Geçen, geçmişe dönebilseydi 13 yaşındaki Umut Geçen’e ne tavsiyede bulunurdu?

Umut, özellikle ikinci soruya çok samimi bir cevap verdi:

”Aslında basketbola başlamadan önce futbol oynuyordum, hatta Beylikdüzü’nde altyapıda oynamıştım. İlkokulda okurken, Efes’in spor okulları vardı (Anadolu Efes’le İlk Adım Basketbol Okulları), oranın hocası gelmişti ve beni Efes’e almıştı. Böyle olunca futbolu bıraktım ve Efes altyapısıyla basketbola başlamış oldum.”

”Küçük yaşlarda (12-13) herkes gibi çalışmaktan çok, kaytarmanın eğlenceli olduğunu düşünüyorduk. O zamanlar, idmanlardan kaçan oyuncular hep sanki daha iyi oyuncularmış havasında olurdu. Fiziksel olarak ben de çocuk yaşlarda hiç çalışmayı sevmezdim. Belki o dönemler (13-15 yaşlarında) daha çok çalışsaydım, ilerlemem de daha hızlı olabilirdi.”

Modern Basketbol Dönüşüm Yaşadı

Değişen basketbol düzenine kısa pozisyonunda oynayan bir oyuncu olarak nasıl bakıyor, kendi oyununu ve yapısını nasıl tanımlıyor?

Umut’un bu sorulara cevapları şöyle oldu:

”Modern basketbol artık tamamen hıza ve fizikselliğe dayalı bir hale dönüştü. Ben de guard pozisyonunda oynuyorum ve tempoya önem veriyorum. Artık akıllı oynayan ve fiziksel olarak ayakta kalan takımlar maç kazanıyor. Akıllı olabilmek ve fiziksel olarak her zaman ayakta kalabilmek şu an için en önemli nokta.”

”Kenarda her zaman kafaca hazır olmak gerekiyor. Bu sezon ben de bunu yaşadım. Petkim’de oynarken Federasyon Kupası’nda 39 dakika kenarda kaldım, önümdeki oyuncular faul problemine girince bir anda bana fırsat geldi. Oyuna girmem gerekti ve bu tip durumlarda mental olarak hazır olmanız gerekiyor.”

”Oynadığım ve bulunduğum takım içinde her zaman belli bir role sahip olmaya çalışıyorum. Bu takımda nasıl daha fazla sahada kalabilirim, bunu düşünüyorum. Koçun ve takımın benden ne istediğini anladıktan sonra kendime ona göre bir rol biçiyorum. Genç olduğumuz için bizden istenen şeyler daha farklı oluyor. Savunma yaparak o süreleri alıyor ilk başta. Ben bu sezon Petkim’de oynarken özellikle rakibin skorerlerini tutuyordum. Onları ne kadar iyi savunursam, Arda abi de (Arda Vekiloğlu) beni daha fazla sahada tutuyordu. Genç oyuncu olarak krediyi bu şekilde kazanıyorsunuz.”

Fiziksel Olarak Eksik Noktalarım Var

Özellikle genç oyuncular zaman zaman şuta kalkarken tereddüt yaşarlar. Umut’a hem bu tereddütü yaşayıp yaşamadığını, hem de kendide gördüğü en büyük eksiklikleri sorduk ve şu cevapları aldık:

”Şutum bence ortalamanın üzerinde. Şutuma güveniyorum ama dediğiniz gibi zaman zaman şuta kalkarken tereddüt oluşuyor. Bazı maçlar 30, bazı maçlar 10 dakika sahada kaldığım oldu. Genç oyuncular zaman zaman özgüven sorunu yaşıyor maç içinde. Bizim de elbette bazı şeyleri istikrarlı hale getirmemiz lazım. Bazen 5-5, bazen 0-5 atabiliyoruz. Günümüz basketbolunda, özellikle kısa oyuncuların, ceza şutunu kesebilmesi gerekiyor. Bu sezon benim de hatırladığım birkaç maçta böyle tereddütlerim olmuştu. Ama bu yüzden koçlarımdan fırça yediğim de oldu, ‘böyle yapma, o şutu at’ demişlerdi. Zamanla, oynaya oynaya bunların üstesinden gelenibileceğini düşünüyorum.”

”Fiziksel olarak 1-2 tık üstüne çıkmak zorundayım. Kendi pozisyonumda Amerikalı oyuncularla eşleştiğim zaman, bazen onlardan daha kuvvetsiz kaldığım dönemler oluyor. Kendimden daha uzun bir oyuncuyu tutarken de bazen bu sorun olabiliyor. Bunları yaşamamam lazım. Biraz daha kuvvetlenip, patlayıcılığımı arttırırsam, o eksiğimi artıya çevirebileceğimi düşünüyorum. Şu anda bunun için çabalıyorum.”

Kalıcı Bir BSL Oyuncusu Olmak İstiyorum

Uzun vadeli planları arasında neler var, TBL’de oynadığınız zaman gözden uzak kalma gibi bir durum oluyor mu, yerli oyuncular yüksek hedefler belirlemekten ya da bunu dillendirmekten çekiniyor mu?

Umut Geçen, bu konular hakkında da şunları söyledi:

”Acıbadem’de A takıma ilk çıktığım zamanda hep kalıcı bir BSL oyuncusu olmak istemiştim. 5 sezondur TBL’de oynuyorum. Yeterli tecrübeyi kazanıp, uzun vadede kalıcı bir BSL oyuncusu olmak istiyorum. Ama bunu kenarda oturarak yapmak istemiyorum. Ben hep oyuncunun oynaması gerektiğini düşünüyorum. Bugüne kadar da hep oynayabileceğim yerlerde olmayı tercih ettim. 3 sene önce Beylikdüzü’nde oynarken, ara dönemde TB2L’den Manisa’ya gitmiştim. O sezon bir üst lige çıkmıştık ve o dönem bana çok şey katmıştı.”

”Ben açıkçası öyle olduğunu pek düşünmüyorum. Geçen sezon Erkan Yılmaz TBL’de inanılmaz bir sezon geçirdi, o performansıyla Bandırma’ya tekrar döndü. Zaten oranın oyuncusuydu ama olmasaydı başka bir BSL takımına mutlaka giderdi. TBL’de dikkat çeken bir şeyler yaptığın zaman öne çıkabileceğinizi düşünüyorum. TBL’nin uzun vadede genç oyunculara çok şey kattığını söyleyebilirim.”

”Herkesin kendi içinde bir hedefi vardır. Belki bazıları bunu dillendirmekten kaçınıyorlardır. Zaten hedefi olmayan bir oyuncunun ilerlemesi çok zor. Her zaman aynı yerde kalırsın. Hep daha iyisini istemelisin ki, ileri gidebilesin.”

Her Oyuncu Potansiyelini Bilmeli

Bir oyuncunun yaşadığı düşüşler onu psikolojik olarak nasıl etkiliyor, gençlerden beklentiler bazen abartılı noktalarda oluyor mu ya da çıtayı belirleme de sorun yaşanıyor mu, yabancı sayısının düşmesi gerçekten yerlilerin gelişimine etki edecek mi?

Umut’un bu konular hakkındaki düşünceleri ise şöyle oldu:

”Duygusallığımız ağır basıyor bazen. Birkaç maç oynamadığımızda ya da kötü oynadığımızda bu üzüntü saha dışına da yansıyor. Ben bunları genelde en aza indirmeye çalışıyorum. En fazla 1-2 gün bu moral bozukluğunu yaşayıp, daha sonra her şeyi sıfırlıyorum. Ama bence bir oyuncu bu üzüntüyü de yaşamalı. Kötü oynadığı ya da oynamadığı zaman buna üzülmeli. Üzülsün ki, daha çok çabalısın. Bazı şeyleri kabullenmek, bir oyuncuyu hiçbir zaman ileri taşımaz.”

”Her oyuncunun belli bir potansiyeli var. Bu potansiyelin de bir sınırı var. Çalışarak çıkabileceği ya da çıkamayacağı bir nokta. Bizim yerli oyuncular olarak bu potansiyelin farkına varıp, nereye kadar gidebileceğimizi hesaplayarak çalışmamız lazım. Doğru yönlendirmeyle de bir hayal kırıklığı ya da üzüntü yaşanacağını sanmıyorum. Oyuncu sınırını ve potansiyelini bilmeli. Ne hayal aleminde gezmeli ne de umutsuzluğa kapılmalı.”

”BSL’de 5, TBL’de 2 yabancı var. TBL’de kulüpler genelde 1 ve 5 pozisyonlarına yabancı alıyorlar. Benim pozisyonumda oynayan gençler için bu süreleri etkileyebiliyor. Yaptığımız hatalardan sonra kredimiz çok az olabiliyor. Yabancı sayısı düşerse yerlilerin süresi ve özellikle aldığı sorumluluk artacak. Üst seviyeye de böyle gelinebiliyor. Sorumluluk alman gerektiği zaman bundan kaçmayarak, onu alarak belli bir yere geliyorsun.”

Ender Arslan’ı Örnek Alıyorum

Umut Geçen’e son olarak idol olarak benimsediği, BSL’de ve TBL’de bu sezon beğendiği oyuncuların yanı sıra, virüs sürecindeki yaşantısını sorduk.

Genç oyuncu, röportajı şu açıklamalarla sonlandırdı:

”Efes altyapısında oynarken Ender Arslan oradaydı. Fiziksel olarak da kendimi ona benzetirdim. Örnek aldığım oyuncu olarak o vardı. Acıbadem’de Kerem Tunçeri’yle oynadım. Kerem abi de çok başka seviyede bir oyuncuydu ama ben kendime hep, fiziksel olarak da yakın olduğumuz için, Ender abiyi örnek aldım.”

”Euroleague takımlarındaki oyuncuları bir kenara koyuyorum, onların dışında yabancı olarak Kyle Wiltjer ve Zach Auguste’u beğeniyorum. Yerli olarak Enes Berkay Taşkıran ve Erkan Yılmaz’ı beğenerek izliyorum.”

”Ercan Osmani çok iyi bir sezon geçiyor. Bizimle oynadıkları maçta da onu durdurmakta zorlanmıştık. Bence çok iyi yerlerde olacak. Eray Aydoğan’ı da buraya dahil edebilirim.”

”Çok dizi izliyorum, belli saatlerde kitap okuyup, idmanlarımı yapıyorum. Artık günlerin nasıl bittiğini ben de bilmiyorum.”

Röportaj: Kemal Erdem
[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir