Efe Tüydeş: ABD’ye Gelince Her Şey Değişti

Ülkemizi ABD‘de temsil eden gençler arasında yer alan 2004 doğumlu 1.95 boyundaki Efe Tüydeş’le özel bir röportaj yaptık.

Geçtiğimiz sezon BGL’de Frutti Extra Bursaspor formasıyla boy gösteren Efe Tüydeş, eğitimine ve basketbol kariyerine ABD’de devam etme kararı almıştı.

Son dönemlerde giderek artan akıma katılarak ABD’ye geçen Efe Tüydeş’le hem bu kararını hem de orada yaşadıklarını konuştuk. Basketbol ve eğitim hayatına St. Thomas More’da devam eden Efe, geçmişten günümüze uzanan süreci anlattı.

Lafı fazla uzatmadan Efe Tüydeş’le yaptığımız röportaja geçelim:

Aslında birçok isim gibi ilk başta futbol deneyen Efe Tüydeş, basketbola başlama hikayesine kısaca değinirken, ”Futbol oynamayı çok seviyordum aslında. Ama küçükken aşırı kiloluydum, babam beni basketbola yönlendirdi, fiziğimin orası için daha uygun olduğunu söylüyordu. Bursaspor, o zaman TBL’de oynuyordu ve seçmelerine gitmiştim. Açıkçası çok da istekliydim. Daha sonra seçmeleri kazanınca, 3 yıl boyunca Murat Tanış’ın takımında oynadım, benim üzerimde emeği çok büyüktür.” dedi.

– Sevdiğim şeyi yapıyorum

ABD hedefinin hep olduğunu belirten Efe, özellikle eğitim ve basketbol açısından yaşadığı avantajları anlattı:

”Sevdiğim şeyi yapıyorum. Sonuçta sevdiğim şey beni buraya kadar getirdi, burs kazandım. Burada her şey basketbol zaten. Basketbol ve dersler.”

”Basketbola başladığımdan beri kafamda ABD vardı. Üniversite’de orada oynamak istiyordum. Tamer Türkman’la iletişim halindeydik. Lise’de buraya gelmemin daha iyi olacağını söyledi. Bu nedenle lise son sınıfta bu kararı aldım.”

”Bursa’da TED’de okuyordum, İngilizcem iyi seviyedeydi. Eğitime önem veriyorum, sonuçta bir B planımızın da olması lazım.”

”Türkiye’de okulum 9-5 arasıydı, devamsızlık hakkımda yoktu. Sabah okul öncesi ve sonrası antrenmanlar yapmaya çalışıyordum. Gün böyle bitiyordu. Burada hem okul hem spor aynı anda olunca günde 4 idman yapabiliyoruz. Basketbol ve eğitim anlamında çok rahatız. Arada ciddi farklar var.”

– De Colo’nun hayranıyım

Nando De Colo’nun hayranı olduğunu söyleyen 2004 doğumlu oyuncu, Onuralp Bitim’in geldiği seviyenin gençler açısından umut verici olduğunun altını çizdi ve şunları söyledi:

”Basketbola başladığımda, Fenerbahçe Euroleague’i domine ediyordu. Bogdan Bogdanovic ve Ekpe Udoh’lu kadro inanılmazdı. Daha sonra Anadolu Efes’in başarıları geldi. Bu ister istemez bir oyuncuyu motive ediyordu. Bursa, o dönem TBL’de olduğu için Tofaş’ın da Avrupa maçlarına giderdim küçükken.”

”Şu an Onuralp Bitim’i çok beğeniyorum, inanılmaz işler yapıyor. Avrupa genelinde Nando De Colo hayranıyım, çok beğenerek izliyorum.”

”Onuralp’in yaptıkları bence birçok şeyi değiştiriyor. Bir Türk oyuncunun da oyunu domine edebileceğini görüyoruz. Sonuçta o kadar yıldızın arasında yerli bir oyuncunun yaptıkları çok değerli.”

”ABD’ye giderken Doğuş Balbay’ın hayat hikayesini okudum. Neler yaptı, nasıl gelişim gösterdi. İdollerim arasına Doğuş Balbay’ı da ekleyebilirim. Buradaki çok maçını izledim.”

– Hızlı ve çabuk olmam gerekiyor

Atletizm konusundaki eksiğini ABD’de daha net gördüğünü söyleyen Efe, Avrupa’ya göre oyunun çok daha hızlı olduğunu belirtirken, konu hakkındaki sorularımızı cevaplandırdı:

”Kısa vadeli hedeflerim arasında önce kendi yaş grubumda milli takım potasına girmek var. Uzun vadeli düşünürsek, burada çok iyi bir 4 yıl geçirip, Türkiye ya da Avrupa’ya dönmek olabilir.”

”Şutumun iyi olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de çok farkında değildim ama burada pas özelliklerimin de iyi olduğunu gördüm. Buradaki koçum bana setlerde bu özelliğimi kullandırıyor.”

”Buraya geldiğimde daha çok fark ettim, atletizm olarak eksiğim var. Ek olarak, biraz daha hızlı ve çabuk olmam gerekiyor. Burada oynarken bu özelliklerimi geliştirmem gerekiyor.”

”Buradaki en büyük fark, oyun çok hızlı oynanıyor. Türkiye’deki gibi guardın topu getirmesi beklenmiyor. Herkes hızlı, hiç kimse yerinde durmuyor.”

– Herkese eşit davranıyorlar

ABD’de özellikle koçların yaklaşım farkından bahseden genç oyuncu, hemen herkese eşit şans geldiğini ve kredilerinin de çok fazla olduğunu belirtirken, şöyle devam etti:

”Yaklaşım çok farklı. Her idman sonrası herkesle birebir iletişime giriyorlar. Eksikleri tek tek söyleyip, neler yapmamız gerektiğini anlatıyorlar. Burada koçların önemsediği tek şey basketbol. Bunun dışında senin özelinle, ne giydiğinle ne yaptığınla ilgilenmiyorlar. Tek hedefleri var, seni basketbol anlamında yukarıya çıkarmak.”

”Koçların maç kazanma gibi bir derdi yok. Oyuncu kazanmak onlar için daha önemli. Sadece 5-6 kişiyle oynamıyorlar ve hemen herkese eşit süre veriyorlar.”

”Standart dakikaların oluyor. En kötü halinle bile belli süre sahada kalabiliyorsun. Yeri geldiğinde 20-25 dakika, en kötü 10-15 dakika sahaya atıyorlar.”

”Burada koçların sana kredisi daha fazla. Tabii tutup kafana göre saçma sapan şutlar da kullanmıyorsun. Türkiye’de genelde bench oyuncuları şut kaçırınca kenara gelir, burada öyle bir şey yok, sürekliliğin devam ediyor. Sana o krediyi veriyorlar, bu yüzden herkes özgüvenli.”

– Buraya gelince her şey değişti

Bazen istatistiklere fazla takılabiliyoruz. Oysa istatistiklerin ötesinde şeylerin de olduğu biliniyor. Efe’ye hem bu konudaki hem de orada kendine kattıklarını, yoğun maç trafiğini ve pozisyon tercihini sorduk:

”Benim geçen sene özgüven anlamında eksikliğim vardı ama buraya gelince her şey değişti. Koçun benimle ilgilenmesi, yaptığımız idmanlar beni baya olumlu etkiledi ve böyle bir sorunum kalmadı.”

”Her şey istatistik değil sonuçta. Bazen bir oyuncu, 15 sayı gerideyken oyuna giriyor ve yaptığı bir hareketle, verdiği enerjiyle gidişatı değiştiriyor. İstatistik de elbette önemli ama küçük detaylar belirleyici olabiliyor.”

”Bu sene burada daha çok 3 numaradan süre alıyorum. Benim hedefim daha çok 1-2-3 gibi olmak. Kendimi sınırlamak istemiyorum. Topa daha fazla yön vermek istiyorum, ki bu da geliştirmem gereken bir noktam.”

”Buraya gelmem bile birçok şeyi değiştirdi. Tabii her şey kafada bitiyor ama nerede olduğun da çok önemli. Mesela basketbol açısından Sırbistan ya da Litvanya’da doğsaydık daha farklı olabilirdi.”

”BGL’de haftada bir maç yapıyorduk. Burada bu sayı 4 oluyor, minimum 2 maç oynuyoruz. Hep bir fırsatımız oluyor. Turnuvalara katılıyoruz ve sürekli maç trafiğiyle geçiriyoruz. BGL’de bir de elenirsen max 18 maç yapıyorsun, burada 2 ayda bunu yapıyorsun.”

”Bence bir oyuncuyu geliştiren en önemli şey maçtır. Oynadıkça daha fazla deneyim kazanıyorsun. Burada çok maça çıkınca kendini daha fazla geliştirme imkanın oluyor. İdman önemli tabii ama maç bence daha önemli.”

– Favorileri

Euroleague’de oynanan basketbolu NBA’e göre daha mücadeleci bulan genç oyuncu, elinde olsa hangi koç için oynamak istediği sorusunu da cevaplandırdı:

”Euroleague’i NBA’e tercih ediyorum. Euroleague’de gerek takım oyunu gerek savunma sertliği daha iyi. NBA elbette en üst seviye ama mücadele olarak Euroleague’in yeri farklı.”

”Bu biraz klasik olacak ama herkes gibi Zeljko Obradovic için oynamak isterdim. Bunun dışında kesinlikle Dusan Alimpijevic için de oynamak isterdim.”

– Saha dışı

Türkiye’ye dair en çok neyi özlediğini sorduğumuzda ‘çay’ cevabını veren Efe, röportajı şu sözlerle sonlandırdı:

”Açıkçası ben en çok çayı özlüyorum. Çay içmeyi çok seviyorum, arkadaşlarımla da hep oturur içerdim. Burada yeşil çay falan var, bizim Türk çayıyla alakası yok, çok kötü. Yemek konusunda bir takıntık yok. Türk yemekleriyle kıyaslanmaz ama yine de burası da fena değil. Ama baklava, künefe gibi tatlıları özlüyor insan.”

Röportaj: Kemal Erdem
Mail: [email protected]
Instagram: @kemalerdem54

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir