Ekol Olmak Zordur; Bazen 5 Yılını 5 Haftada Çöpe Atarsın!

Gün içinde gençlerin gelişimi ve spor kültürümüz üzerine çok güzel bir yazı kaleme alındı. Öncelikle o yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Zira o yazıda geçen bazı konulara koçlar üzerinden atıfta bulunacağım.

Euroleague’de son yılların en dominant takımlarına bakalım. Fenerbahçe, Real Madrid ve CSKA Moskova. Özellikle son 5 yılda bu 3 takımın tartışmasız dominasyonu vardı. Efsane koç Zeljko Obradovic bu kültürü 7 yıl içinde oluşturdu. Dimitris Itoudis 2014’ten beri takımın başında, keza Pablo Laso da uzun yıllardır devam ediyor. Önceki yıllarda yine Obradovic’in inşa ettiği Panathinaikos, sistem takımları Olympiakos ve Maccabi’yi de buralarda görmek mümkün. Ki bu takımlar haliyle yerel liglerinde de her zaman en dominant organizasyonlar oldular. Ergin Ataman’la birlikte Anadolu Efes de şimdilerde bu yolda yürüyor.

BSL’de ise Tofaş hariç son yıllarda bu modele yakın bir çizgide giden yoktu. Orhun Ene’nin görevi bırakmasıyla orası da uzun vadede kaotik bir hal aldı. Ki Ene, görev aldığı süre içinde elindeki bütçeyle en iyisini yaptı ve başarılı bir şekilde dönemini sonlandırdı. Keşke devam etseydi, bu farklı bir konu.

Koç değişimi yaşayan Fenerbahçe’nin neden Tofaş gibi kaotik bir yapıya bürünmediğinin cevabı da çok basit. Obradovic’in mirasını devam ettiren Maurizio Gherardini görevde kalırken, kulüp markasına uygun Igor Kokoskov gibi bir koç ve planlanmış transferler geldi. Fenerbahçe, basketbolda yarattığı ekolü devam ettirebilmek için, ekonomik anlamda küçülse de, düşünce anlamında büyük kaldı. Bunu da yaptığı hamlelerle gösterdi.

Orhun Ene’nin gidişi zamansız olsa da (gerçi kime göre, neye göre) Tofaş’ın B planı farklı olmalıydı. Ene’nin 5 yılda oluşturduğu yapı 5 hafta devam edebilecek mi, göreceğiz. Ene’nin belki eleştirilecek birçok yanı olabilir ancak gelen telefona göre rotasyon belirlemediğini, oyuncuların sürelerini de whatsapp mesajlarına göre ayarlamadığını çok iyi biliyoruz. Burada kilit nokta 3-5 maç kazanmak değil, 3-5 yıllık bir proje üretebilmek.

Kulüpler, kendi iç yapılarında bir ekol oluşturamadığı ya da oluşturulmak istenen ekolü devam ettiremediği sürece yerinde saymaya mahkum kalacaklardır. Böyle bir ortamda oyuncu çıkması da, yetişmesi de ancak bireysel çabalarla olacaktır.

Yine de iyi şeyler yok mu, var. Burak Gören’in önderliğinde Türk Telekom gelecek adına büyük umut vaad ediyor. Burak Hoca, uzun yıllardır görevinin başında. Altyapı olarak da önemli atılımlar yapıyorlar. Mevcut takımın kadrosu da, sistemi de, oynadıkları basketbol da keyif veriyor. Yani bir şeyleri değiştirebilmek ve devrim yapmak için illa çok büyük bütçelerin olmasına da gerek yok. Bütçen ölçüsünde ekolünü oluşturmak tamamen senin elinde.

Son olarak, bu başka bir yazının konusu olsa da, şunu net bir şekilde ifade etmekte fayda var. Bu ülkede son dönemlerde yeni bir akım başladı. Kendi başarısızlığını örtmek isteyenler Obradovic, Ivanovic ve Tanjevic’e sallar oldu. Bu ülke basketboluna, bu üç ismin binde biri kadar hizmeti olmayanların bu hezeyanları da kabak tadı vermeye başladı.

Başarısızlıklarınızı farklı söylemlerle örtmek yerine, keşke başarılarınızla konuşabilseydiniz, çünkü bu millet artık bunları yemiyor.

Kemal Erdem
kemalerdem83@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir