Tuna Aygün: İspanya’da Gençler Arasında Fırsat Eşitliği Var

Ülkemizi İspanya‘da temsil eden gençler arasında yer alan Estudiantes‘in 2006 doğumlu 1.84 boyundaki guardı Tuna Aygün‘le özel bir röportaj yaptık.

Özellikle son yıllarda Avrupa’ya giden birçok genç oyuncuya rastlamak mümkün. 2006 doğumlu Tuna Aygün bunlardan biri. Onun hayat hikayesi ve basketbol kariyeri biraz daha farklı ilerliyor. Zorunluluktan dolayı sık sık şehir değiştiren genç oyuncu, 8 yaşında 1 yıl kaldığı Madrid’e bu kez oyuncu olarak dönecekti.

Henüz 16 yaşında olmasına rağmen sanki 26 yaşında gibi olgun bir karakter olarak karşımıza çıktı, şaşırttı. Basketbola ve hayata bakış açısı, yaşının çok ötesinde. Gerçekçi hedefler ortaya koyuyor, bunları uygulamak için de çok çalışıyor. Hayal dünyasından kendini soyutlamış, o yaşlarda bunu yapmak çok zordur ama bir şekilde başarmış.

Estudiantes gibi önemli altyapı merkezlerinden birinde 16 yaşında bir Türk var. Kaçımızın haberi vardı bundan, hangimiz merak edip biraz araştırdık, ilgi gösterdik? Aslında merak etmesi gereken merciler, ne kadar meraklandı ve takip etti muamma. Türkiye’de bile biraz uzakta kalanın ‘garip’ muamelesi gördüğü sistemde, Tuna ve onun gibilerin dışarıda kalmasına da çok şaşırmamak lazım.

Lafı fazla uzatmayalım, 16 yaşında İspanya’da gelişimine devam eden Tuna’yla yaptığımız röportaja geçelim:

Asker bir babanın oğlu olmak zordur, sık sık görev değişimleri ve tayinler olur. Bir yere ait olmakta zorluk yaşarsınız. Belki de Tuna’yı olgunlaştıran nokta buydu.

Şimdi en başından hikayeyi Tuna’dan dinleyelim:

”İzmir’de doğdum, 2 yaşıma kadar orada yaşadım sonra Diyarbakır’a geçtik. Babam asker, annem öğretmen. 2 yıl orada kaldık. Bundan dolayı sürekli şehir ya da ülke değiştirdiğimiz durumlar oldu. 5 yaşında Almanya’da, 6-7 yaşlarında Yunanistan’daydım. 8 yaşında yine Madrid’te 1 sene yaşadım. Ardından 9-14 yaş arası Eskişehir’deydim.”

”Eskişehir’de ilk önce futbolla başlamıştım. Futbol oynarken sakatlık yaşamış, 1-2 ay uzak kalmıştım. Babam da futbol oynamama pek sıcak bakmıyordu. Beni basketbola yönlendirmişti. Aslında biraz geç başladım basketbola, ortaokuldaydım. Eskişehir Gelişim ve okul işbirliği içindeydi, burada basketbol hayatım başladı.”

”İlk sene kulüplerde Eskişehir şampiyonu olduk. Okullarda finalde kaybettik. 7. sınıftayken 2005’lilerle birlikte U14 finallerine kaldık. Benden 1 yaş büyüklerle oynuyordum. Eskişehir için önemli bir başarıydı. Eskişehir tarihinde finallere giden ikinci takımdık. Okul ve kulübün bir arada olması avantajdı. Aile gibi bir ortam vardı.”

”Eskişehir’de olunca elbette İstanbul’da ya da İzmir’de olan rekabet yoktu. 8. sınıfta hem Eskişehir’de hem bölgesel turnuvalarda iyi bir sezon geçirdim. Babamın tayininden dolayı, zaten ben de istiyordum, 9. sınıfta İzmir’e gittim. İzmir’de Ege Asist Spor Kulübü’ne geçtim, o zaman zaten oranın en iyi takımdıydılar. Çok iyi yatırım yapan bir takımdı. Nijeryalı oyuncuları da vardı, ortam güzeldi.”

”Pandemi dönemine denk geldiği için hiç maç oynayamadım. Full idmanla geçti. Bir sonraki sene U16’da ve BGL’de oynamayı planlarken, bir anda babamın tayini yine çıktı ve Madrid’e geldik.”

– İspanya macerası

Babasının İspanya’ya bir kez daha gitmesi gerektiğinde Tuna’nın kariyeri de farklı bir noktaya evrilecekti. Genç oyuncu, İspanya öncesi ve sonrası yaşadıklarını anlattı:

”İspanya’ya gelmeden yaklaşık 3-4 ay önce İspanyolca öğremeye başladım. Basketbolla ilgili de araştırmalar yaptım. Estudiantes ve Real Madrid’i zaten biliyordum.”

”Burada 3 takımla denemeye çıktım. Benim tercihim şu anki takımım Estudiantes oldu. Milli takıma oyuncu çıkartan, daha çok tanınan bir takım olmasından dolayı kararım bu yönde oldu. U16 senemde takımdaki tek yabancıydım. Bu, benim için çok zordu. İngilizcem zaten çok iyiydi ama insan bir süre sonra bir Türk’le yaşadığı bağı yaşayamıyor, doğal olarak. Yine de çok iyi bir sezon geçirdim.”

”U16 sezonumuzda sadece bir maç kaybettik, Final Four’a kaldık. Madrid, altyapı turnuvaları olarak zaten en prestijli turnuva. Finalde Real Madrid’e kaybetmiştik. İspanya finallerine katılmaya hak kazandık. Burada son 16’ya kalmıştık, orada yine Real Madrid karşımıza geldi ve kaybettik.”

”Bu sezona U18 B’de başlamıştım. Burada iyi oynadım, A’ya çağırdılar ve 2 maç oynadım. Aynı zamanda U22 takımında da oynuyoruz. Şu an için sezon iyi geçiyor diyebilirim.”

– Hakemlerin otoritesi inanılmaz

İspanya’da gördüğü farklılıkları sorduğumuzda ise şunları söyledi:

”Burada her takımın altyapısının kendine ait bir salonu var. En büyük farklardan biri bu. Hakemlerin otoritesi inanılmaz. Anında teknik faulü çalıyorlar, hiçbir şekilde konuşamıyorsun. Aslında doğruyu söylemek gerekirse hakemler de acayip hatalar yapıyor ama sesini çıkartamıyorsun.”

”Bir diğer ilginç olay ise 24 saniyeyi hakemler sayıyor. Son 5 saniyeye girdiğinde onlar geri sayım yapıyor. Bu baya değişik gelmişti bana.”

– Burada fırsat eşitliği var

Gençlere verilen değerin ve fırsat eşitliğinin İspanya’da farklı bir seviyede olduğunu beliren 16 yaşındaki guard, şu konuların altını çizdi:

”İspanya’da seni önemli hissettiriyorlar, bence en özel noktası da bu. Çünkü aksi durumda özgüvenin düşer. Herkese eşit süre veriyorlar. Benim takımımda geçen sene İspanya milli takımında oynayan 5 oyuncu vardı. Bunlardan hiçbirine 30-35 dakika süre vermiyorlar. Herkes 20 dakika oynuyor. Onlar da 20 dakika süre alıyor, ben de…”

”Gördüğüm en değişik durumlardan biri ise burada altyapı koçlarının çoğunun ikinci işi basketbol. Koçlar, sabah işine gidiyor ve akşam 6 gibi de salona geliyorlar. Koçların, sonuçlar nasıl olursa olsun iş kaybetme gibi bir endişesi olmuyor. Herhangi bir stres yaşamıyorlar.”

– Şut mekaniğimi değiştirdiler

Ayağının tozuyla şut mekaniğinin tamamen değiştirildiğini belirten Tuna, adeta sıfırdan başladığını ve koçlarının da kendisine çok yardımcı olduğunu belirterek, devam etti:

”Savunmamı biraz daha öne çıkartabilirim. Fizik olarak güçlüyüm, rakip guardı tam sahadan karşılayabiliyorum. Hücumda şutum var, penetre edebiliyorum. Boş kaldığımda şut atmaktan çekinmiyorum. Mental olarak güçlü olduğumu düşünüyorum. Yaptığım 1-2 hatanın beni etkilemesine izin vermiyorum. Savaşçı ve rekabetçi biri olduğumu düşünüyorum.”

”Şutum zaten iyiydi ama açıkçası çok yüzdeli atmıyordum. Buraya geldiğimde benim komple şut mekaniğimi değiştirdiler. Sıfırdan başladık. Asistan koç, bana bu konuda çok yardımcı olmuştu. Maç öncesi ve sonrası özel çalışmalar yapıyorduk. Artık şut çeşitliliğimde artmaya başladı, sadece boş olduğumda atan biri değilim.”

– Itoudis’le çalışmak isterim

Kendinde gördüğü en büyük eksikliği, rol model olarak aldığı oyuncuları ve ileride çalışmak istediği koçları sorduğumuzda ise şöyle cevaplandırdı:

”Top hakimiyetimi biraz daha geliştirmem gerektiğini düşünüyorum. Biraz da Scottie Wilbekin ve Billy Baron tarzı şutları da atmam gerektiği için bu yönde çalışmalar yapıyorum.”

”NBA oyuncularını örnek almayı pek sevmiyorum. Allah vergisi yetenekleri var, bana onları rol model almak pek gerçekçi gelmiyor. Türkiye’den Doğuş Balbay’ın savunmasını örnek alıyorum.”

”Dimitris Itoudis’le çalışmak isterim. Karakter olarak çok beğendiğim bir koç. Savaşçı yapısı beni etkiliyor. Oyuncularından da maximum verim almaya çalışıyor.”

– En başından beri hedefim Amerika

Eğitime önem verdiği için en başından beri Amerika’yı hedeflediğini ve koleje gitmek istediğini söyleyen Tuna, kariyerinin bundan sonrası için planlamasını ise şu sözlerle anlattı:

”Basketbola başladığımdan beri hedefim Amerika’ya gitmekti. Çünkü eğitime çok önem veriyorum. Türkiye’de okul ve basketbol keskin bir şekilde ayrılıyor. Bu anlamda en iyi sistemin Amerika’da olduğunu düşünüyorum.”

”Elbette zaman ne getirir bilinmez. Önümüzdeki sene Estudiantes bana bir teklifte bulunacak. Babamın görevi biteceği için ailem seneye Türkiye’ye dönecek. Ben gelecek teklife göre burada kalabilirim. Ülkeye dönüp BGL’de de oynayabilirim.”

”Kolej sonrası Avrupa daha gerçekçi bir hedef olur. Seneye de İspanya’da olursam burada da yerli statüsü kazanmış olacağım. Bir numaralı hedefim Euroleague. Ama şu da var, Euroleague’de olup süre almamak da doğru gelmiyor. Bir takımın iyi bir parçası olmak istiyorum.”

– Saha dışı

İspanya’da hemen herkesin egodan kendini arındırdığını belirten 2006’lı guard, en çok Türk yemeklerini özlediğini ifade etti ve röportajı şu sözlerle sonlandırdı:

”İspanyollar çok sıcakkanlı ve oldukça mütevazı. Burada milli takımlarda oynayan oyuncularda ‘ben oldum’ havası yok. Bu beni açıkçası çok şaşırtmıştı. Ne koçlarda, ne oyuncularda hiçbir şekilde ego yok.”

”İster istemez özlem oluyor. Türkiye’deki yemek kültürünü de özlüyorsun. Canın lahmacun çekiyor, bulamıyorsun. Bulsan da bir şeye benzemiyor.”

– İstatistik

Estudiantes forması altında U18’de maç başına 24 dakika süre alan Tuna, 9.1 sayı-3.2 asist-2.0 ribaunt ortalama yakalarken, U22’de ise 13 dakika süre aldı ve 5.4 sayı-2.0 asist-1.2 ribaunt ortalama yakaladı.

Röportaj: Kemal Erdem
Mail: [email protected]
Instagram: @kemalerdem54

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir