Eren Erdoğan; Parkelerin Yeni Atom Karıncası!

2006 jenerasyonun heyecan verici gençleri arasında yer alan bir diğer oyuncu ise Beşiktaş’tan Eren Erdoğan.

U16 Milliler’e bu yaz haksızlık yapıldığını daha önce yazmıştım.

Elde istatistik kağıdı, bu kadar şut kaçırdı, şu kadar top kaybetti, onu yendik ama buna kaybettik vs vs. Bunlar bize hiçbir şey kazandırmadığı gibi sadece kaybettirir.

– Ben böyle yürek görmedim

Sezen Aksu’nun 88 albümüne selam çakalım, o meşhur şarkasında ‘ben böyle yürek görmedim’ diyor ya, işte Eren’i ilk izlediğimde benim tepkim de tam olarak bu oldu. Bazı oyuncular vardır, takımı ve tribünü dolduran taraftarı için o kadar çok şey ifade eder ki, bunu kelimelerle tarif edemezsiniz. O anı yaşamanız gerekir, çünkü o duyguyu ancak öyle alabilirsiniz. Eren, sahaya girdiği anda öyle bir yürek ortaya koyuyor ki, Beşiktaşlı olmadığım halde içten içe onun için İstanbul’un siyah-beyazlı tarafı kazansın istiyorum. Sizi, mücadelesi ve hırsıyla tamamen bu noktaya çekiyor.

– Bırakalım hata yapsınlar

Eren’in en beğendiğim özelliği hata yapmaktan, denemekten ve oyunda kalmaktan vazgeçmemesi. Birçok oyuncunun yaşadığı temel problemlerden biri, kaçırdığı şuta ya da yaptığı top kaybına takılıp kalmasıdır. Eren’in gözü kara bu konularda. Ne kaçırdığı şuta takılıyor ne yaptığı top kaybına. Oyun içinde bunları geride bırakıp tekrar tekrar deniyor. Zaten Eren ileride istediği noktaya gelecekse, belli bir seviyenin üzerine çıkacaksa, bu özelliği sayesinde olacak.

– Tamamlayıcı guard

Eren’in cesareti ve denemekten korkmamasıyla, bencil ve sorumsuz oyuncuları karıştırmayalım. İkisi arasında dağlar kadar fark var. Zira Eren geri çekilmesi gereken yerde bunu yapıyor. Hatta önümüzdeki yıllarda çok daha değerli bir hale gelecek ‘tamamlayıcı guard’ tanımına cuk diye oturuyor. Çift guard sistemi artık birçok takımın uyguladığı bir model. Eren’i yıllar içinde aranan guard haline getirecek nokta tam olarak burası olacak. Her oyun kurucu yanında Eren gibi birinin olmasını ister. İşin hem hücum hem savunma kısmında yanındaki guardın yükünü omuzlayan, ona yardım eden ve bundan gocunmayan bir karakter.

– Atom karınca

Ben, henüz Eren’in oyunun hiçbir anında yorulduğunu, bitkin düştüğünü, arada durup soluklandığını görmedim. Hani ona deseniz ki, ‘maç bitti ama sen yarına kadar parkede koşmaya devam et’, sabah geldiğinizde Eren’i koşarken bulursunuz. Enerjisi inanılmaz yüksek ve en önemlisi, sadece saha içinde değil, herhangi bir takım arkadaşı sayı attığında, blok yaptığında, top çaldığında ise kenarda en az onlar kadar seviniyor. Bu pozitif karakterin istatistik kağıdında herhangi bir karşılığı yok. O yüzden istatistik dediğiniz şey zaman zaman oyuncunun tam profilini tanımlamaz. Onun değerini ve varlığının anlamını size açıklayamaz.

– Ceza şutları ve top çalma

Eren’i önümüzdeki yıllarda farklı kılacak 2 özelliğini daha da geliştirmesi gerekiyor. Zira bu potansiyel onda var. Öncelikle ceza şutlarını kesecek yeteneğe sahip. Şutu elinden çok hızlı çıkartıyor. Doğru zamanda doğru yerde pozisyon alıyor. Bir diğer özelliği ise hızıyla değil, bir anda hızlanmasıyla (hız ve hızlanma karıştıralabiliyor) tam bir top hırsızına dönüşebilir. İşin top çalma kısmına da daha fazla ağırlık verirse bunun ekmeğini de çok yer.

– Asıl sınavı bir sonraki sezon

Eren için aslında bu sezon, üzerindeki çaylaklığı atma ve yaptığı hataları daha net görme fırsatı olacak. Asıl sınavı ise bir sonraki sezon başlayacak. Diğer 2006’lılarda olduğu gibi onun da hem süreleri hem rolü farklı bir hale gelecek. Geride kalan maçlarda verilen her süreyi olumlu kullanmaya çalıştı. Hatalar yaptı ama pes etmedi, çabalamaktan ise asla vazgeçmedi.

Kemal Erdem
Mail: [email protected]
Instagram: @kemalerdem54

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir