Ömercan Engin: Bu Sınır Değil Daha İyisini Yapmak İstiyorum

Türkiye Basketbol Ligi ekiplerinden Balıkesir Büyükşehir Belediyespor forması altında özellikle sezonun son virajında harika bir performans ortaya koyan 1998 doğumlu Ömercan Engin‘le özel bir röportaj yaptık.

Balıkesir’de yakaladığı performansla hemen herkesin büyük takdirini toplayan Ömercan Engin, saha içinde olduğu kadar dışında da kendine hayran bıraktıran oyuncular arasında. Yüksek iletişim kabiliyeti, enerjisi ve sıcakkanlı tavırları, onun ileride çok daha farklı noktalarda olacağının sinyallerini verdi.

Sezonun son bölümünde formunun zirvesine çıkan Ömercan, izlemesi en keyifli oyuncular arasındaydı. Saha içindeki enerjisini onu izlerken almamak mümkün değil. Ama saha dışında da kendini sürekli geliştiren, kendi içinde belli bir felsefe oturtan ve bunu uygulamaktan da geri durmayan oyuncular arasında. Ömercan’ı izlemek kadar, onu daha yakından tanımak ve basketbola bakış açısını görmek de bir o kadar keyifliydi.

Lafı fazla uzatmadan Ömercan Engin’le yaptığımız keyifli röportaja geçelim:

Her röportajın klasikleşmiş sorusuyla başladık ve basketbola başlama hikayesini ondan dinlendik:

”Fırat Güler, Bayrampaşa’nın ilkokul ve abimin de eski antrenörüydü. Abim (Gökay Engin) basketbol oynarken beni de çağırmıştı. Bana sol turnike attırmaya çalıştı, atamadım. O zamandan beri bende bir hırs ve rekabet duygusu oluştu. Yapamadığımdan beri üstüne gitme o zamandan beri vardı. Baya üstüne çalıştım ve sevmeye başladım. Hikaye böyle başladı. Fırat Güler’in bana sol turnike attırmasının basketbola başlamamda büyük etkisi vardır. Ardından Mustafa Büyükbayrak okul takımına aldı. Sancak Spor’un küçük takımına gidecekken, beni lise maçında Anadolu Efes’e çağırdılar ve orada devam ettim. Ardından Darüşşafaka ve derken A Takım’a kadar çıktım.”

– İşin psikolojik tarafı düşündürdü

Alttan üste çıkışlarda birçok oyuncu zorlanabiliyor. Sonuçta profesyonel dünyanın gerçekleri var. Ömercan’a yaşadığı tüm süreci sorduğumuzda şunları anlattı:

”Benim zorlanacağını düşündüğüm konu saha içi olmamıştı aslında. Daha çok işin psikolojik tarafı düşündürmüştü. Çevrenin ve insanların beklentisi farklılaşıyor. Sonuçta okula giden ve tek hedefi basketbol olmayan insanlarsınız. Ama bunu iş olarak görmeye başladığınızda binbir türlü parametresi oluyor. Altyapılarda bunun beklentisi benim açımdan bu kadar iş, yatırım ve para kazanmak değildi.”

”Bakırköy’de sahaya çıktığımda, o havayı soluduğumda bunun farkını ve işin zorluğunu daha iyi anladım. Reha abiyle oynuyorum, basketbol kariyeri benim yaşımdan fazla. Bu adamla nasıl iletişim kuracağım, nasıl davranacağım, neler yapacağım… Buradaki süreç, daha çok sosyal bir süreçti. Ama sonrasında herkes size yardımcı olmaya çalışıyor. Çok güzel bir takıma denk geldim. Reha Öz, Oğuzhan Sungur, Adem Ören, Hamit Sezaver. O süreci çok güzel bir şekilde atlattım.”

”Bence en zorlanılacak konu, sosyal olarak çevreyle iletişim. Basketbol olarak zaten yeteneklerin doğrultusunda kendi çemberini oluşturuyorsun. Ama psikolojik olarak oraya hazırlanmak ve o kırılımı yaşamamak bence daha önemli. Çünkü insanların beklentisi var ve altyapıdaki gibi değil. Sonuçta bu işten para kazanıyorsun ve performans vermek zorundasın. Bunu yönetilmek de çok kolay değil küçük yaşlarda.”

– Nasıl yönlendirildiğin önemli

Özellikle genç oyuncuların profesyonelliği adım atma süreci, kontrat konuları ve kariyer planlaması her zaman tartışma konusu olmuştur. Bazı oyuncuların sadece parayı tercih ettiği de eleştirilere neden olur.

Ömercan’a bu konular hakkındaki düşüncelerini sorduğumuzda şu cevapları aldık:

”18-19 yaşındaki çocuk sonuçta tek başına bazı şeylere karar veremez. Nasıl yönlendirildiği önemli. Bu konuda menajerler çok önemli. Bundan 20 yıl önce belki bu kadar önemli değildi ama şu an menajerlerin rolü de çok önemli. Ben, bu konuda çok şanslıyım. Serhat Köymen, bu planlamada bana büyük katkı sağladı. Etrafındaki insanlar neticede en fazla para verene git der. Para elbette önemlidir ama sana en iyi yatırımı yapacak, seni en rahat hissettirecek ve arkanda duracak insanlarla birlikte olman önemli.”

”Genç oyuncuların bir mentore ihtiyacı var. Takımdaki antrenörlerin ve ailelerin bu konuda yardımcı olmasının da büyük bir kriter olduğunu düşünüyorum. O yaşlardaki çocukların parayı önemsemesi çok normal. Çevre bunda çok etkili sonuçta. O yaştaki çocuğun tercihi sadece kendi tercihi değildir. Eleştirilmesi gereken sadece çocuklar değil. Bu sadece basketbolda değil, her alanda var.”

”İnsanın kendi hedefini erkenden belirlemesi ve motivasyonu çok önemli. Belki bir oyuncunun istediği sadece para kazanmak olabilir, buna da eyvallah. Ama gerçekten hedeflerin varsa ve kendi hedeflerini de büyük tutuyorsan, bu iş sadece parayı düşünerek olmaz. Zaten başarı geldikçe istediğin parayı da kazanırsın. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Benim en büyük şansım Serhat Köymen ve Cengiz Han Muratoğlu oldu. Kariyer planlamamda bana çok dokunuşlar yaptılar.”

– Pozisyon farkı çok kalmadı

Modern basketbolun geldiği noktada pozisyonların artık önemini yitirdiğini belirten 1998 doğumlu oyuncu, her oyuncuya mutlaka bir görev düştüğünün altını çizerek, şunları ifade etti:

”Açıkçası her pozisyonda (1-2-3) kendimi rahat hissediyorum. Mark’ın olduğu zamanlarda rolüm daha sabitti. Zaten çok yetenekli ve yaratıcı bir oyuncuydu. O noktada daha çok şuta odaklı bir oyun oynuyordum. Mark gittikten sonra Kahlil’le daha farklı bir oyun oldu. Ona da çok büyük saygı duyuyorum. Çok iyi takım oyuncusu ve arkadaşlarını da oyunun içine sokuyor. Ben de hem oynamayı hem oynatmayı seviyorum ve konfor alanım çok genişledi. Hem kendimi hem takımı yukarı çekmeye başladım.”

”Yavaş yavaş rolüm daha da büyüdü. Doğal olarak özgüven kazanmaya başlıyorsun. Aklımda hiç rahat olduğum bir pozisyon düşüncesi olmadı. Çünkü bir oyuncu olarak saha içinde rahattım. Hem ben hem etrafımdaki insanlar oynadığım oyundan mutluydu. Bence bir basketbol içinde en önemli şey budur. Saha içindeki yeteneklerini de zaten bu şekilde sergiliyorsun. Topu yere vurabiliyorum, şut atabiliyorum, belirli yeteneklerim var. Takımım da bunu kullanmak istedi ve bende elimden geleni yaptım.”

”Modern basketbolda zaten pozisyon farkı da çok kalmadı. 1, 2, 3 fark etmiyor. Çok hızlı ve akışkan bir basketbol var. Pozisyonlar keskinliğini kaybetti. Uzun şut atabiliyor, kısa pota altından oynayabiliyor. Böyle harmanlanan bir oyunda zaten herkese bir görev düşüyor. NBA’de ve Euroleague’de de oyun başka bir noktaya evriliyor.”

– Zamanla öğreniyorsun

Basketbola ilk başladığında farklı, şu an daha farklı bir rolde oynayan Ömercan, bu konudaki sorularımıza şu cevapları verdi:

”Altyapı’da 4 numara başladım, şutör forvet. Daha sonra Hasan Serbest beni guard oynatmaya başladı. Orada yavaş yavaş topu yere vurmaya başladım. Kendimi keşfettim diyebilirim. İnsanın kendini keşfetmesi gerekiyor. İlk başlarda bunu elbette yadırgadım. Daha önce topu beklerken, sonrası bekleten konumda oldum. Bu daha da keyif veriyor. Çok keskin süreçler yaşadım. Bir sene önce 4 oynarken, bir sene sonra 1 oynadım. Üst yapıya çıkınca ister istemez bir zorluk oluyor, kilometreniz düşük kalıyor.”

”Her yaşadığım şey benim için pozitiftir. Bundan olumlu sonuçlar çıkartmaya çalışırım. Üst yapıda kısa rotasyonunda oynarken, kriz anlarını yönetibilme konusunda sıkıntılar yaşadım. Sonuçta altyapıda bu pozisyona alışık değildim. Ama zamanla bunları da öğrendim.”

– Oyuna çok kapıldığım oluyor

Kendinde gördüğü eksikleri sorduğumuzda ise şunları söyledi:

”Bazen oyuna çok kapıldığım oluyor. Micic bunu çok yapıyor mesela, topu eline alır ve bekler. Ama ben oyunun akışına çok kapılıyorum. Bu, benim eksiğim. Kendimi izlerken çok saç baş yolduğum oldu. Niye topu almadın, niye orada beklemedin… Kendimi çok eleştirdiğim oldu o konuda ama yavaş yavaş bunları da aşmaya başladım. Hata da yaptım, Kocaeli maçında bence yapmamam gereken bir hata yaptım. Ama öğrendim, bir sonraki maçta son top yine bana geldi ve bu sefer attım. Bunların hepsi bir tecrübe.”

”Kendini keşfediyorsun. Ben ilk defa bu sezon bu kadar süre ve bu kadar sorumluluk aldım. Geçen sene Düzce’de rol oyuncusuydum. Kenardan şut atmak ve savunmaya enerji vermek için giren biriydim. Şu an roller değişti. Her top benim için bir tecrübe. Her savunma her hücum benim için bir tecrübe. Yapabildiklerimi keşfettiğimde bu bana daha çok keyif veriyor. Her maç bir değişim oldu, hata yapmaktan korkmamaya başladım, hata yaptıkça devam ettim.”

”Bu sezon benim için bir sınır değil. Bu sene bunları yaptım ama önümüzdeki sezon daha iyisini yapmak istiyorum. Buna göre çalışıp, buna göre kendimi hazırlayacağım. Hata yapmaktan korkmayıp, risk alıp, ki bence en önemlisi risk almak, kendimi keşfetmeye devam edeceğim.”

”Beni tatmin eden kendimi keşfetmem oldu. Ben bunlardan keyif alıyorum, risk almaktan keyif alıyorum. Bu heyecanı yaşamaktan keyif alıyorum. İstatistikler gelip geçici. Çok iyi oynadığım maçlar da oldu, çok kötü oynadığım maçlar da oldu. Yanlış yapsam da öğrenmeye çalışıyorum. Kafamdaki senaryoyu sahaya yansıtmaya çalıştım.”

– Bogdan Bogdanovic’i severek izledim

Kendine doğrudan bir rol model almadığını ancak Bogdan Bogdanovic’i keyifle izlediğini söyleyen Ömercan, saha içindeki olgun tavırları ve kariyer hedefleriyle alakalı sorularımızı da yanıtladı:

”Aslında doğrudan bir rol modelim olmadı. Kendi markamı, kendi oyunumu, kendim yaratmaya çalıştım. Bir kişiyi merkeze alıp, onun gibi olmalıyım demedim. Her zaman kendimi keşfetmeye çalışmanın bende farklı bir havası oldu. Ama Bogdan Bogdanovic’i çok severek izledim, çok keyifle izledim. Hatta o son toplarda beni motive etti onun oyunu. Bogdan, Fenerbahçe’ye gelmeden önce başka bir oyuncuydu, Fenerbahçe’ye geldikten sonra bambaşka bir oyuncu oldu. O da burada kendini keşfetti. Benim için asıl önemli olan bu gelişim.”

”Saha içinde tek hedefim kendim olduğu için, rakip oyuncunun ya da taraftarın üzerine oynama gibi bir düşüncem olmuyor. Kendimi üst seviyeye çıkarmak istiyorum. Beni her zaman motive eden kendi yaptıklarım oldu. Karşı tarafa söylemlerim ya da hareketlerim değil.”

”Büyük hedefler koymaktan korkmam. Ama her zaman kısa vadeli hedeflerle devam ederim. Sonuçta elimde olan bugün ve bugün yapabileceklerime kendimi gösteriyorum. Bugün yaptıklarımla ilgileniyorum. Sezon başladığında insanların benim hakkımdaki düşünceleri, sezon bittiğinde değişti. İnsanların benim hakkımdaki düşüncelerini değiştirebildim. Uzun vadede elbette ben de BSL’de oynamak istiyorum. Bu rekabet duygusunu orada da tatmak istiyorum.”

– Balıkesir’de her zaman destek vardı

”Balıkesir’de bana çok yardımcı oldular. Organizasyon, şehir ve taraftarlar çok iyiydi. Kriz anlarını iyi yönettiler. Kuramsal bir kulüp ve bu işi yapan yöneticiler var. Onlar bana şans verdi ve ben de bu şansı onlara faydalı olarak kullandım. Sezon benim açımdan çok pozitif geçti. Ne mali anlamda ne manevi anlamda hiçbir sorun yaşamadık. Sezon boyunca onların desteğini her zaman hissettik.”

”Marka olarak Balıkesir bir fark yaratıyor. Sadece basketbol anlamında değil, her branşta bir farklılık yaratmaya çalışıyorlar. Bence her şeyin en iyisini hak ediyorlar. Bir oyuncunun, bir kulübe gittiğinde istediği o manevi değeri ben orada yaşadım. Hiçbir sorun yaşamadım.”

– İstatistikler

Balıkesir’de bu sezon 30 maçta 28.5 dakika süre alan Ömercan Engin, 11.8 sayı-2.8 asist-2.6 ribaunt ortalama yakalarken, üç sayı çizgisinden %40’la oynadı.

Sigortam.net maçında 30 sayıyla sezonun kendi adına en yüksek rakamına ulaşan Ömercan, 15 maçta çift haneleri gördü ve özellikle sezonun son maçlarında TBL’nin öne çıkan oyuncuları arasında yer aldı.

Röportaj: Kemal Erdem
Mail: [email protected]
Instagram: @kemalerdem54

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.