Zirve Yolu; Kurulu Düzene Çomak Sokmadan Olmaz!

Avrupa basketbolunun en üst düzey organizasyonu Euroleague ve dünyanın tepe noktası ise NBA. Normal şartlarda hemen hemen her oyuncunun yolu çıkarkenki temel hedefi de bu iki ligden birinde boy gösterebilmektir.

Peki sadece yetenekleriniz mi sizi üst seviyeye çıkarıyor yoksa başka etkenler de devreye giriyor mu? Bu sorunun cevabı çok basit. Elbette başka etkenler de devreye giriyor.

– Kariyer planlaması sorunu

Türkiye’de birçok oyuncunun kendince kariyer planlaması mutlaka vardır. Ancak planlamayı yönlendirenlerin de en az onlar kadar dünyaya açılması gerekiyor. Aksi halde yarattıkları yerel kahramanlarla kısır döngü içinde debelenip duruyorlar. Birçok potansiyelli oyuncunun tavana erişemediklerine çok kez şahit olduk.

Gerek NBA’de gerekse Euroleague’de oynayan oyuncuların çoğunun kariyer planlamasını yönlendiren ve başarılı olan isimler de zaten belli. Menajerlik dediğimiz oluşum, aslında bu hedeflere giden yolda oyuncuya lazım. Bir menajerin temel görevi oyucusunu yurtiçinde oradan oraya dolaştırmak değil, Euroleague seviyesine çıkarmak ve potansiyeline göre NBA’e adım attırmaktır. İşini hakkıyla yapanlar zaten uluslararası seviyede kendini belli ediyorlar.

– Kurulu düzene çomak sokmadan olmaz

Birçok basketbolsever haklı olarak çoğu potansiyelli oyuncunun harcanıp gittiğini söylüyor. Ancak sadece oyuncunun değil, onların planlamasını yapan menajerlerin ve yakınında bulunan kişilerin de uluslararası seviyede olması lazım.

Bugün acı ama gerçek yurtiçindeki birçok menajerin Avrupa’da esamesi okunmuyor. Hoş onların da çok fazla Avrupa’ya ihtiyaç duyduklarını da sanmıyorum. Zira kurulu bir düzen var Türkiye’de, aynı oyuncular ve koçlar her sene göçebe gibi o kulüpten başka kulübe gezdirilip duruluyor.

Buna isyan etmesi gereken bizler değil, bizzat bu durumun içinde olanlardır. Eğer hayatlarından memnunlarsa o zaman yalandan slogan atmaya ve Euroleague, NBA hedefi koymaya gerek yok. Kimse kimseyi kandırmasın.

– Süre garantisi oyuncuyu yerinde saydırır

Bir oyuncuya verilebilecek en kötü şey ‘şartlar ne olursa olsun’ süre garantisidir. Bu oyuncunun gelişimini doğrudan sekteye uğratır. Ama net bildiğimiz bir gerçek var ki, birçok oyuncunun aklını da bu süre garantisi masalıyla çeliyorlar.

Şu kulüpte bizim koçumuz var, o kulüpte bizim adamımız var, biz seni her şartta oynattırız diyenler, aslında varolan birçok potansiyeli harcıyanlardır. Ben oyuncu olsam, bunu kendime yediremem. Ben, kendime inanıyorsam zaten o süreyi çıkar çatır çatır alırım. Ki daha büyük sorun, sen kendini garantiye alırken aslında başkasının hakkına girmiş oluyorsun ve bugün ona olanın yarın sana olmayacağının garantisi yok.

Fırsat verilmesini beklemek başka bir şey, verilecek fırsatın sürekliliğini garanti hale getirmek başka bir şey.

– Duvara çarpıyorlar

Orta ve alt seviye takımlara yerleştirilen bu kurulu düzen nedeniyle, az da olsa bir üst seviyeye çıkma şansını bulan her oyuncu duvara çarpıyor.

Çünkü yalan dünyadan gerçek dünyaya adım atıyorlar. Birileri, Igor Kokoskov’a ya da Ergin Ataman’a kime ne kadar süre vereceğini dikte edemeyeceklerini biliyor. Duvara çarpıp geri döndükten sonra da bir daha toparlayamıyorlar.

İnsan, kendi kaderini yine kendisi yazar. Size, dikensiz gül bahçesi sunanlar her zaman hoş gelecektir ama bu bahçenin dikenleri olduğunu söyleyenleri ne kadar dikkate alırsanız, o kadar büyüyeceksiniz.

Kemal Erdem
kemalerdem83@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir