Alperen Ayaz: Bu Teklifi Reddetmek Akıllıca Olmazdı

Ülkemizi Rusya‘da temsil eden ve Unics Kazan‘ın genç takımında forma giyen 2005 doğumlu 1.93 boyundaki guard Alperen Ayaz‘la özel bir röportaj yaptık.

Alperen, genç yaşında çok farklı bir yol izleyerek gelişimine Rusya’da devam etmemi kararı almıştı. Unics Kazan’ın genç takımıyla sezona iyi başlayan ve çok yönlü performansıyla dikkatleri üzerine çeken 17 yaşındaki guard, dünden bugüne aldığı yolla ilgili sorularımızı cevaplandırdı.

Sempatik tavırları, pozitif enerjisi ve içtenliğiyle sadece saha içinde değil, dışında da hemem her takımın kadrosunda görmek isteyeceği bir karakter olarak karşımıza çıktı Alperen. Sohbeti o kadar keyifli ve sıcaktı ki, röportaj hiç bitmesin istedik.

Hiçbir cümleye ‘ben’ diye başlamaması, her durumda ‘biz’ olduğunu hissetirmesi, egodan uzak mütevazı yapısı, ciddi anlamda son yıllarda gördüğüm en etkileyici gençlerden biri olarak hafızamda yer etti.

Lafı fazla uzatmayalım ve Alperen’le yaptığımız röportaja geçelim…

Spora ilgisi futbolla başlayan Alperen, daha sonra basketbola geçiş yaparken, Anadolu Efes’e kadar uzanan altyapı serüvenini şöyle anlattı:

”Aslında ilk önce Antalya’da okul takımında futbol oynamıştım. Hatta Antalyaspor’un altyapı seçmelerine katılmamı istediler. O zaman yöneticiler, ailemle temasa geçmişti ve çok mutlu olmuştum. Benim o zamanlar futbolla ilgili büyük hayallerim vardı, Messi’yle aynı takımda oynamak gibi (gülerek). Babam buna sıcak bakmamıştı, ‘sen uzayacaksın, futbol oynayamazsın, senin sporun basketbol olur’ dedi ve o sayede başladım.”

”Ortaokul’da basketbol oynamaya devam ettim. Babam, beni Antalya Gençlik’e yazdırmıştı. 2 sene orada oynadım, sonra Bilge Adam Koleji beni istedi ve burs verdi. Orada Antalya’nın en iyi oyuncularından oluşan bir takım kuruldu. Antalya şampiyonu olmuştuk ve daha sonra Ankara’ya şampiyonaya gittik. Orada finalde Arı Koleji’ne kaybetmiştik.”

”Aradan 3 ay geçmişti, Antalya’daki koçum ailemle görüştü. Anadolu Efes’ten davet geldiğini söyledi. O zaman daha 12 yaşındaydım, koçumla birlikte seçmelere gittik. 2 hafta sonra kadroya alacaklarını söylediler. Baya bir görüşmeden sonra Efes’e transfer oldum. Ailem de 3 ay sonra İstanbul’a yerleşti zaten.”

– Rusya macerası

Belki dışarıdan biraz radikal, biraz da cesur bir karar olarak görüldü Rusya’ya gidişi. Peki Rusya macerası nasıl gelişti, süreç nasıl işledi, son karar nasıl verildi…

Alperen’den dinliyoruz:

”Efes’te U13, U14, U15, U16 oynadıktan sonra geçen sene Büyükçekmece’nin BGL takımına geçtim. Beni, Rusya’da bir kampa davet ettiler. Rusya Milli Takımı ve CSKA Moskova koçları vardı. Yaklaşık 1 hafta orada çalışmalara katıldım, maçlar yaptık ve MVP ödülünü kazandım. Kamp sonunda Ağustos’ta tekrar gelmemizi ve CSKA’yla idmanlara çıkmamızı istediler.”

”Türkiye döndükten sonra burada çalışmalarıma devam ettim. Ardından yine Moskova’ya gittim. CSKA’nın hem pilot hem genç takımıyla idmanlara çıktım. Ama şöyle bir sıkıntı vardı, genç takımda yer olsa da, pilot takımın kadrosu önceden (haziran ayında) dolmuştu. Benim sadece genç takımda oynamam pek mantıklı olmayacaktı. Unics’in hem pilot hem genç takımında yer olduğu için tercihi böyle yaptık. Önümüzdeki sene isterseniz CSKA’ya dönüş yapıp, hem pilot hem A takımda idmanlara çıkabileceğimizi söylediler. Eylül ayında Unics’le sözleşme imzaladım ve burada oynamaya başladım.”

– Bu teklifi reddetmek akıllıca olmazdı

Sırbistan basketbolunun önemli isimlerinden Oliver Popovic’le çalışma fırsatı bulan Alperen, Rusya’da yaklaşımın farklı olduğunu ve verdiği kararın kendisini pozitif etkilediğini belirtti.

Genç oyuncu, çok şeyler öğrenmeye başladığını söylerken, sorularımızı yanıtlamaya devam etti:

”Burada çok farklı bir basketbol oynanıyor. Çok farklı kurallar var, çok farklı setler, çok farklı şeyler öğreniyorsun. Şu an takımın başında Sırp Oliver Popovic var ve o bize çok şey katıyor.”

”Açıkçası bir şeyleri değiştirmem gerektiğini biliyordum. Böyle bir teklif ve fırsat gelince, reddetmek akıllıca olmazdı. Zor olacağını biliyordum ama bunun da üstesinden gelirim diye düşündüm.”

”Burada sana değer verildiğini çok net hissediyorsun. İnsanların sana yaklaşımı çok samimi. Ülke dışından geldiğim için ekstra olarak üstüme düşüyorlar. Baskı mutlaka var ama fark şu, baskıyı saha içinde yapıyorlar ve dışına çıktığın an her şey tatlıya bağlanıyor.”

– Çok yönlülüğe önem veriyorum

Harika bir sezon başlangıcı yapan Alperen’in en göze çarpan özelliği ise çok yönlü performansları. Sayı, asist, ribaunt katkılarının yanında top çalma konusunda da büyük aşama kaydetti.

Alperen hep böyle miydi, yoksa bir süre sonra bunlara mı ağırlık vermeye başladı, merak ettik. Kendisine sorduk, küçüklüğünden beri oyuna yakalaşımındaki farkları anlattı:

”Hiçbir zaman tek yöne konsantre olmadım. Skor yapamıyorsam, savunmaya ağırlık veririm, ki oyun bana gelsin. Ribauntla çok girerim, takım için oynarım.”

”Küçüklüğümden beri oyuna yaklaşımım bu biraz. Çünkü alt yaşlarda çok sayı atıyorsan hep öndesindir, bakış açısı bu. Ama ben o zamanlardan beri çok yönlü performansa önem veriyorum. Hiçbir zaman 20 sayı ortalamam olmadı, hep böyle oldu.”

– Şutum oturmaya başladı

Genç oyuncularla ilgili bazen acımasızca yapılan eleştirilerin başında şut konusu geliyor. Bu aslında zaman zaman yolun başındaki isimlerin tedirgin olmasına da neden oluyor. Ancak Alperen, gelişimine ekstra çalışmalarla devam edenler arasında. Kendisini hiçbir zaman yeterli görmeyeceğini konuşmalarından anlıyorsunuz.

Şutuna özel olarak ağırlık verdiğini söyleyen Alperen, şöyle devam etti:

”Şuta daha çok ağırlık vermeye başladım. Ama şunu belirtmek lazım, bazen maç içinde düşme noktaları oluyor. Şut her zaman aynı ritimle gitmiyor. Bazen ne kadar atsan at, odaklanman lazım, konsantrasyonu belli seviyede tutman gerekiyor. Çünkü süre geçtikçe ister istemez yoruluyorsun ve bu da yüzdeni etkiliyebiliyor.”

”Bizim günde çift idmanımız oluyor. İdmanlar bittikten sonra okula gidenler oluyor. Ben de Popovic’le 1 saat boyunca ekstra olarak üçlük, ikilik ve serbest atış çalışıyorum. Koçun bana bu konuda gerçekten çok büyük katkısı oldu. Şutum yavaş yavaş oturmaya başladı. Ama hala istediğim seviyede değilim. Yüzdelerimi daha yukarı çekmek istiyorum.”

– Değişim devam edecek

Basketbolun sürekli değişim içinde olduğunu vurgulayan Alperen, oyunun daha da hızlanacağını ve farklı oyuncu profillerinin öne çıkacağını belirtti.

İzlediği maçlarda beğendiği hareketleri denediğini söyleyen genç oyuncu, aynı zamanda rol model olarak aldığı isimleri sıraladı:

”Basketbol zaten sürekli değişiyor ve bence daha da değişecek gibi duruyor. Daha atletik, daha güçlü, daha akıllı, daha zeki oyuncular öne çıkacak.”

”Beğendiğim hareketleri idman esnasında denediğim olurdu. Hatta bir süre sonra bunları maç içinde de yapmaya başladığım oldu. Allen Iverson’ın killer crossoverını çok denerdim. Artık bir süre sonra herkes ‘sen niye sürekli steps yapıyorsun’ diye takılmaya başladı.”

”İdol gibi demeyeyim ama Türkiye’de Sinan Güler ve Şehmus Hazer gibi oynamak isterim. Rol model olarak Avrupa’da Vasilije Micic, NBA’de ise Kyrie Irving ve Bogdan Bogdanovic diyebilirim.”

– Euroleague seviyesine gelmek istiyorum

Kariyer hedefleri arasında Euroleague’in yanı sıra NBA’in de olduğunu söyleyen Alperen, konuyla ilgili sorularımıza cevaplandırdı:

”Şu an için gelecek ne getirir bilinmez ama uzun vadede Euroleague seviyesinde bir oyuncu olmak istiyorum. Eğer orada da iyi performans sergilersem elbette NBA hedeflerim arasında.”

”Dürüst olmam gerekirse NBA’i tabii ki tatmak isterim. Eğer Euroleague’de güvendiğim ve bağlılık hissettiğim bir takımda oynarsam, NBA’e gitmeyebilirim sanırım.”

”Burada konuşulan önümüzdeki sezon CSKA Moskova, Zenit ve Unics Kazan’ın yeniden Euroleague’e dönüş yapacağı yönünde. Şu an burada devam ediyorum, eğer ilerde bana proje oyuncusu gözüyle bakılırsa, Rusya’da kalırım. Tabii şunu da eklemem lazım, önümüzdeki sezonun nasıl şekilleneceğini henüz bilmiyorum.”

– Saha dışı

Aslında benim röportajı bitirmeye pek niyetim yoktu. Alperen’in o kadar eğlenceli bir sohbeti vardı ki, elimden gelse sabaha kadar konuşmaya devam ederdim. Hatta kendisini kayıt dışı bölümde öyle uzun tuttum ki, bir an bile şikayetçi olmadı, enerjisi hiç düşmedi.

Son olarak Rusya’daki günlerini ve eğitim hayatını sorduğumuzda ise röportajı şu cümlelerle noktaladı:

”Açıkçası burada savaş ortamı yok. İnsanlar, kendi hayatlarına bakıyorlar ve herkes çok mutlu. Genel kültür olarak üst noktadalar.”

”Normalde Efes’te bursum devam ediyordu, Okyanus’taydım. Buradan devam etmeyi düşünüyorum ama bunun illegal olacağını söylediler. Şu an dışarıdan liseye devam ediyorum, son senem. Bittiğinde üniversite sınavlarına gireceğim.”

”Unics, bize burada 4+1 daire kiraladı. Yurt dışından gelen benim gibi 4 oyuncuyla kalıyorum. Aile gibiyiz. Çok fazla sosyal hayatım var denemez. Arada arkadaşlarla eğleniyoruz. Onun dışında toptan başka bir şey göremiyorum maalesef (gülüyor).”

– İstatistikler

Genç oyuncu, ilk turda oynanan 5 maçta da forma giyerken, 12.5 sayı-5.2 asist-10.1 ribaunt ve 1.7 top çalma ortalaması yakalamıştı. Unics, ilk turda çıktığı 5 maçın 4’ünü kazandı. İkinci turda ise 5’te 5 yaptı.

Alperen’in sırasıyla 2. turdaki 5 maçlık performansı:

Enisey: 12 sayı-6 asist-6 ribaunt
MBA: 10 sayı-6 asist-8 ribaunt
Novosibirsk: 13 sayı-6 asist-11 ribaunt
Sauz: 11 sayı-6 asist-1 ribaunt
Samara: 14 sayı-9 asist-6 ribaunt

Röportaj: Kemal Erdem
Mail: [email protected]
Instagram: @kemalerdem54

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir