Ergin Ataman: Türkiye Ligi’nin Marka Değerini Düşürdüler

Euroleague‘de mücadele eden Basketbol Süper Ligi‘nin favorilerinden Anadolu Efes‘te koç Ergin Ataman birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Ergin Ataman, ”Türkiye Ligi’nin marka değerinin yıllar içerisinde çok aşağı çekildiğini düşünüyorum. Mantıklı bir açıklaması yok.” dedi.

2020-21 sezonunda Euroleague ve Basketbol Süper Ligi’nde şampiyon olan Anadolu Efes’te koç Ergin Ataman, yeni sezon öncesi Demirören Haber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu.

Ataman, TBF seçimleriyle ilgili olarak gelen soruya, ”Türk basketbolu ciddi bir ivme kaybetti. Özellikle ligin değeri ve milli takımlarımızın aldığı sonuçlar açısından, son 5-6 yılda çok ciddi bir değer kaybetti. Yeniden bu heyecanı yaratacak, voleybolun yaptığı gibi yeniden bunu yukarı çıkarabilecek bir ekip, hedefini yukarı koyacak bir ekip. Bu önemli. Sadece koltuğu dolduracak bir ekip değil. Projeleriyle cesurca, Türk basketbolunu, milli takımlar düzeyinde, ligin marketing değeri düzeyinde, 5-6 yıl öncekine değerine taşıyacağız demeli. Bununla ilgili sağlam projeler üretip bunu sonuçlandırmaları gerek. Hepsi dostumuz, arkadaşımız.” cevabını verdi.

– Djordjevic’in katkı vereceğini düşünüyorum

Fenerbahçe’nin eski koçu Igor Kokoskov ve yeni koçu Sasha Djordjevic’le ilgili görüş belirten Ergin Ataman, “Fenerbahçe’nin göstereceği performansa benim yorum yapmam doğru olmaz. Kokoskov bana göre kendisini ispat etmiş çok iyi bir antrenör. Slovenya Milli Takımı’yla Avrupa’da şampiyon olarak gösterdi. NBA’de de başantrenörlük kariyeri olan bir antrenör. Çok iyi, düzgün ve sevdiğim bir insan. Tercihini yeniden NBA’den yana kullandı. Ona başarılar diliyorum. Djordjevic’i de yakından tanıyorum. Benim bir dönem en beğendiğim oyunculardan bir tanesiydi. Efes’te Koraç Kupası döneminde Aydın Örs’lü yıllarda bizde Naumoski vardı, rakip takımlarda da Djordjevic vardı. Bologna’da, Milano’da oynadığı maçlar efsaneydi. Avrupa basketbolunun en önemli oyun kurucularından bir tanesiydi. Sonrasında antrenörlükte de oldukça başarılı oldu. Büyük takımlar çalıştırdı. Mesela Sırbistan Milli Takımı’nı çalıştırdı. Bu çok önemli bir olay. Yıldızlar topluluğunu çalıştırdı. Geçtiğimiz sezon Bologna’yı çok uzun yıllar sonra İtalya’da şampiyon yapmayı başardı. Bana göre o da çok kariyerli ve iyi bir antrenör. Tabii burada önemli olan bir istikrar sağlanması. Bazen dünyanın en iyi antrenörünü getiriyorsunuz, takımla uyum sağlayamıyor bazı dönemlerde. Bazen de ismi duyulmamış, yeni, genç antrenörlerin çok önemli başarılar kazandığını görüyorsunuz. Bunu zaman içerisinde göreceğiz. Djordjevic’in Fenerbahçe’yle yapacağı işleri zaman içinde göreceğiz. Dediğim gibi, iyi bir antrenör. Katkı vereceğini düşünüyorum Türk basketboluna. Sadece başarı anlamında değil. Oyun kurucu eksiğimiz var diye hep söylüyoruz. Avrupa’nın en iyi oyun kurucularından birisi, mutlaka orada oyun kurucu yetişmesine ciddi katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

– Avrupa’dan teklifler aldım

Ataman, “Son dönemde hiç teklif aldınız mı” sorusuna şu cevabı verdi:

“Ben Anadolu Efes’te geçtiğimiz sezon daha play-offları oynamadan sözleşmemi uzattım 2 yıl daha. Ondan sonra Final Four’a kaldık ve şampiyon olduk. O dönemlerde bazı kulüpler, sezon sonu için görüşmek adına menajerime haber gönderdi. Ama ben Efes’te çok mutluydum, burada bir istikrar sağladık, en üst yönetimden, malzemecimize kadar aile havası yarattık. Ben de teknik olarak bu takımın lideri olarak, bırakıp gitmeyi hiçbir zaman düşünmedim. Bunun için de böyle resmi bir transfer görüşmesi kimseyle yapmadım. Efes de benimle devam etmek istedi. Daha play-offları oynamadan sözleşme imzalamıştık. Şampiyonluk sonrası uzayan bir sözleşme değildi bu. Sezon içerisinde uzatılan bir sözleşmeydi. Onun için de resmi bir transfer teklifi almadım. Haber gönderen kulüpler Avrupa kulüpleriydi. NBA’den herhangi bir teklif almadım.”

– Fortitudo Bologna olayı yalan

İtalya takımı Fortitudo Bologna’ya yatırımcı olacağı iddialarını yalanlayan Ergin Ataman, “Bir laf vardır, bir deli kuyuya taş atmış, bin kişi de o taşı çıkartmaya çalışmış. Fortitudo Bologna’nın ne başkanını tanırım, ne de kulüple herhangi bir temasımız oldu. En son 15 sene önce orada yarım sezonluk antrenörlük geçmişim var. Onun dışında hiçbir temasım yok. Bunu nereden çıkardılar bilmiyorum. İtalyan basınından bir arkadaş bunu yazmış. Bizde de şöyle bir şey var, yabancı basında bir şey çıktı mı, Türk basınından beni aramadan, var mı, yok mu diye sormadan haber yapmışlar. Tabii bu dijital medyada aldı başını gitti. Ben bile düşündüm acaba birisi benim adıma böyle bir işe mi girdi diye. Dijital basının içerisinde büyük gazetelerin dijital organları da var. Yazılıdan çok dijital takip ediliyor. Bir telefon uzaktayım. O haber çıktıktan sonra La Gazzetta Dello Sport muhabiri beni aradı, ben böyle bir insan tanımıyorum dedim. Beni arasalardı, böyle bir şey olmadığını söyleyebilirdim. Bir anda İtalya’da bir takım almış oldum. Torino ile alakalı ise açıklama yapmıştım. Bundan bir ay önce, takımın birinci lige çıkmaması üzerine İtalya’daki ortağımla beraber hisselerimizi devrettik. İtalya’da hiçbir takımla ilgim yok. Bu geçen sene benim için bir maceraydı. Orada aldık hisseleri, sattık, ne kar ne zarar, böyle bir geçti gitti. Bir deli kuyuya taş attı, çıkart çıkartabilirsen. Ne yapalım, bizi hem antrenör hem de çok büyük bir yatırımcı gibi görüyorlar.” ifadelerini kullandı.

– Ligin marka değeri düştü

Basketbol Süper Ligi’nde sezon öncesi yaşanan yayıncı kuruluş krizine değinen deneyimli koç, Türkiye Ligi’nin marka değerinin çok aşağı çekildiğini belirterek şunları söyledi:

“Ben basketbol antrenörüyüm ama İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. İş hayatım var, ekonomiyle yakından ilgilenen bir kişiliğim var. Ben Türkiye Ligi’nin marka değerinin yıllar içerisinde çok aşağı çekildiğini düşünüyorum. Mantıklı bir açıklaması yok. Türkiye’de bugün basketbolda Fenerbahçe ve Efes, EuroLeague’de şampiyon oldular, takip ediliyor. Salonlar dolu. Karşıyaka, FIBA Şampiyonlar Ligi’nde final oynadı, dolu. Anadolu’daki kulüplere bakıyorsun, Bursa’da Tofaş, Ankara’da Türk Telekom, maçlara ilgi var. Çocuklara bakıyorsun, spor okulları, basketbol okulları doluyor, taşıyor. E sen bu ligdeki rekabeti, kulüplere gelir getirecek bir şekle getiremiyorsan, o zaman burada marketing’de ciddi bir hata var demektir. Bu 3-4 sene önce böyle değildi. Yavaş yavaş, yavaş yavaş çok dip noktalara kadar düştük. Bir anlaşma sağlandığını biliyorum ama rakamları bilmiyorum. Daha önce konuşulan rakamlar çok komik rakamlardı. Futbolla basketbol arasında 100 kat fark olabilir, ama 1000 kat fark olmamalı. Böyle bir şey yok, böyle bir fark yok. İlgi anlamında da yok. Zaten basketbolun aldığı başarılar çok çok üzerinde, basketbolun voleybolun aldığı başarılar. Ama demek ki bunu yeterince, işi bu olan kurumlar pazarlayamadılar, rekabet yaratamadılar. Sonuçta bu noktaya gelindi. Şimdi bildiğim kadarıyla iki kuruluş almışlar ama rakamları bilmediğim için bir şey söyleyemiyorum.”

DHA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.