Direnmeyi Bıraktığında Kaybetmişsin Demektir

Geçtiğimiz günlerde uzun zamandır izlemeyi planladığım Uruguay‘ın efsanevi devlet başkanı Jose Mujica ve arkadaşlarının yaşadıklarını anlatan A Twelve Year Night (12 Yıllık Gece) filmini nihayet seyrettim.

Mujica’nın hayat hikayesini öğrencilik yıllarımızdan zaten bilirdik. İşkencelerden başkanlığa uzanan ilham verici bir serüven. Film, hapiste geçen insanlık dışı işkence sürecine odaklanmış ve atmosfer olarak bunu izleyiciye derin bir şekilde hissettirmiş. Neyse, bu kısmı film eleştirmenlerinin işi aslında biz konumuza dönelim.

Yaşadığı işkence sürecinde artık aklını kaybetme noktasına gelen Jose Mujica’ya annesinin, ”Direnmeyi bıraktığında kaybetmişsin demektir. Hiç kimse senden içindekileri alamaz.” demesi, belki de filmin en vurucu sahnelerinin başında geliyordu.

Bizim direnme kültürümüz biraz zayıftır, hatta bu kelime sanki bir suçmuş gibi muamele görür ara sıra. Direnen son gençleri darağacına vermenin getirisidir belki bu korku. Ama hiçbir savaş direnilmeden kazanılamaz. Bu noktada Gazi Mustafa Kemal’i bir kez daha saygıyla anmamız gerekiyor, inatla.

Türkiye’de hiçbir zaman bitmeyecek bir tartışma aslında yabancı konusu. Hangi karar alınırsa alınsın hiç kimse tatmin olmayacak. Taraflar, kendilerine göre oldukça mantıklı ve ikna edici tezler ileri sürüyor. Kim haklı, haksız konusunu çoktan geçtik kısaca. Herkes kendine göre haklıdır davasında.

Diğer ülkeler bu sorunları pek yaşamazken, neden bizler sürekli aynı yerde patinaj yapıp duruyoruz, bu da başka bir konu aslında.

Ben, Berk Uğurlu’yu bu konuda bir model olarak görüyorum. Hatta birçok genç oyuncu için bu modelin anlatılması ve kavratılması gerektiğini düşünüyorum. Berk’in yıllar içinde gösterdiği gelişim ve aldığı sorumluluk, yaşadığı değişim ve dönüşümün getirisidir. Çok kolay pes edebilirdi, benden bu kadar da diyebilirdi, vasat bir kariyere razı olabilirdi. Ama bunu yapmadı, direndi. Öyle bir çalıştı ki, 3 yıl içinde bambaşka bir oyuncuya evrildi. Önümüzde Berk gibi bir örnek varken, yabancı sayısı şu oldu bu oldu demek yerine, sayı ne olursa olsun ben o süreyi alacak potansiyeli ve yeteneği barındırıyorum inancını taşımak gerekiyor.

Bizim ülkemizde gerçekten çok yetenekli, çok potansiyelli ve kendisine inanması halinde bir üst seviyenin oyuncusu olacak gençlerimiz var. Ancak onların mevcut kurallara, sorunlara ve tartışmalara kulaklarını tıkayıp, önlerinde hiçbir engel yokmuş gibi çabalamaları gerekiyor. Elbette yazması kolay bunları, bazı engelleri aşmak mutlaka zordur ama hayat da dikensiz gül bahçesi değildir.

Yazının başında Jose Mujica’nın hayat hikayesinden dem vurup, bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü anarken, söylemeye çalıştığım şey aslında buydu. Tarihte iz bırakan birçok insan, katlanılması zor acıların üstesinden gelmiştir. Birçok başarısızlık yaşayıp, hiçbir zaman pes etmemiştir.

Acı çekmekten ve başarısız olmaktan korkmayın, insanların ne dediğini de umursamayın, zira kendi kaderinizi onlar değil, günün sonunda siz yazacaksınız.

Kemal Erdem
[email protected]

About The Author

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir