Geçmiş Olsun Kaan Onat; Sakatlıklar Ve Tarihteki Efsanevi Dönüşler!

FIBA U18 Avrupa Şampiyonası‘nda 2007 doğumlu genç yıldızımız Kaan Onat‘ın yaşadığı sakatlık hepimizi üzdü.

Kaan’a buradan tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Önünde uzun bir tedavi süreci olacak ve eskisinden çok daha iyi dönüş yapacağı konusunda şüphem yok. Karakter olarak güçlüdür ve ayakta kalmayı en iyi bilen gençlerin başında gelir.

Konu sakatlık olunca, haklı olarak hepimiz karamsar havaya bürünüyoruz, kafamızda birden soru işaretleri oluşuyor. Ancak tarih bize şunu gösteriyor ki, bir zamanlar imkanlar bu kadar geniş değilken, birçok efsanevi dönüşe tanıklık ettik. Özellikle NBA tarihinde bu tip hikayelerle sık karşılaştık.

Bunlardan bazılarını anımsamakta ve efsanelere saygı duruşunda bulunmakta fayda var…

Atlanta Hawks’ın efsanesi Dominique Wilkins, NBA tarihinin en iyi oyuncularından biridir ve 17 yıl boyunca (1982-99) çok özel performanslara imza atmıştır.

Tarih 20 Ocak 1992’yi gösterdiğinde Wilkins, Philadelphia Sixers’la oynanan maçın ikinci çeyreğinde acı içinde yerde kalıyordu, aşil tendonunu yırttığını anladı ve o an hissettiği şey sadece bir yıkımdı. Kariyerinin artık nasıl şekilleneceği hakkında hiçbir fikri yoktu.

Wilkins’in parkelere dönüşü tam 282 gün sürdü. Sakatlığının ardından çıktığı ilk maçta 6 Kasım 1992’de New York Knicks’e karşı 30 sayı yaptı. Ve o sezon kariyerinin en yüksek üç sayı ortalamasını (%29.9) yakaladı.

Efsane oyuncu, o dönem yaşadıklarını şöyle özetliyordu:

”İlk düşündüğüm kariyerimin bittiğiydi. 32 yaşındaydım ve o günlerde bu sakatlık eskisi gibi olamayacağınız anlamına geliyordu. Ama çalışmaya karar verdim ve 9 ay boyunca her gün eskisi gibi olabilmek için savaştım. Maç başına neredeyse 30 sayı ortalama yakaladım, kariyerimin en iyi performansıyla geri döndüm.”

90’larda imkanlar şu anki kadar gelişmiş değildi. Bugün ufak diyebileceğimiz birçok sakatlık oyuncuların kariyerine büyük sekte vuruyordu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Wilkins gibi inanılmaz dönüşlere tanıklık ettik.

Cleveland Cavaliers tarihinde önemli bir yeri olan Mark Price, çok ciddi bir diz sakatlığı yaşamış ve 1990-91 sezonunu kaçırmak zorunda kalmıştı. Ama bir yıl sonra All-Star seviyesinde bir performansla dönüşünü yaptı ve 17.3 sayı-7.4 asist-2.4 ribaunt ortalama yakaladı.

San Antonio Spurs’un amirali David Robinson, 1996-97 sezonunda sadece 6 maça çıkabilmiş ve sakatlığı nedeniyle sezonu kapatmıştı. Ama dönüşü ise muhteşem oldu. Kariyerinin sonraki bölümünde 2 şampiyonlun sevinci yaşarken, 3 kez de All-Star’a seçildi.

Chris Webber ve Antonio McDyess gibi en kötü sakatlık kabuslarıyla yüzleşen ama buna rağmen ayakta kalmayı başaran isimleri de unutmamak lazım.

Elbette sakatlık denince akla ilk gelen isim olan Grant Hill’in yaşadıkları ise ders niteliğindedir. Michael Jordan’ın veliahtı olarak adım attığı NBA’de bir oyuncunun yaşabileceği en kötü senaryolarla karşılaştı. Sakatlık yaşamakla kalmadı, tedavisi sırasında kaptığı enfeksiyon nedeniyle ölümden döndü. Ama o tüm bu olumsuzluklara rağmen kariyerine son verdiğinde NBA’in en çok saygı duyulan oyuncularından biri olmayı başardı.

Sakatlıklar kötüdür ama bazen de efsaneleşen hikayelerin başlangıcıdır.

Kemal Erdem
Mail: [email protected]
Instagram: @kemalerdem54

About The Author

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir