Gençliğin Gözyaşları; Türkiye’de Yaşamak Zor İş!

Yaz aylarının olmazsa olmazları arasında gençlerin katıldığı turnuvalar ve şampiyonalar geliyor.

İki şey dikkat çekiyor;

1- Hiçbir şeyden memnun olmayan, her olumsuz sonuçta alabildiğine eleştiren ve oyunculara adeta öfke kusan bir kesim.

2- Her şeyi savunan, hiçbir konuda toz kondurmayan ve eleştiriyi suç olarak gören bir kesim.

Ülkenin son yıllarda geldiği iki kutuplu yapısı aslında bir anlamda sporu da içine çekmiş durumda. Sosyolojik olarak bu zaten kaçınılmaz bir sondu. Ya bizdensin ya da onlardan…

– Adalet duygusu zedelendi

Adaletin olmadığı yerde herkes kendi hükmünün ‘adil’ olduğunu düşünür. Türkiye’de şu an adalete güven kalmamış durumda. Hiçbir kurumda alınan kararların ve uygulamaların güvenilirliği yok.

Durum böyle olunca basketbolu da bundan soyutlayamıyorsun.

Herhangi bir turnuva öncesi kadro açıkladığında herkesin kafasında bir soru işareti oluşuyor. Birkaç ‘tartışılmaz oyuncu’ dışında kalan isimler sorgulanıyor. Elbette bazıları için haklı eleştiriler olsa da, herkesin aynı çuvala sokulması, hakkıyla orada olanların da şüphe altında kalmasına neden oluyor. Bu da çok adil değil. Kaş yapayım derken göz çıkarmak oluyor bir nevi…

– Nereden baksan ahmakça

Elbette bu güvensizlik ortamından bizde nasibimizi alıyoruz. Her hafta ya birinin adamı oluyoruz, ya birini koruyoruz, ya da parayla yazıyoruz!

İronik olan bunu söyleyenlerin büyük çoğunluğu geçmişte bu teklifle gelip ret yemiş tayfa oluyor. Daha acısı, geçmişte bu sayfalarda yer verdiğimiz bazı isimlerin, sırf kendine rakip gördükleri oyuncular övülüyor diye bunu yayması. Eh o zaman geçmişte de kendileri bu yola başvurmuş olmuyor mu? Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça!

Dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü düşünen insanlar, üzülerek söylüyorum, uzun vadede kaybolmaya mahkumdur. Çünkü pusulaları bozuktur.

– Bir damla da olsa katkımız var

Biz yine asıl konumuza dönelim. Bu cendereden nasıl çıkarız ya da çıkabilir miyiz?

Düzenin bu kadar çürümesine, sistemin bozulmasına, kararların sorgulanır olmasına, herkese bir fail gibi bakılmasına sebep olan zihniyet, bunu tersine çeviremez. Bu ancak zihniyetin komple değişmesiyle olur. Bu da maalesef kısa vadede çözülebilir bir şey değil. İtiraf edelim, bu zihniyetin dümenine ama öyle ama böyle hepimiz bir damla da olsa su taşıdık. Şimdi o suyu boşaltma vaktidir.

Sonuçta hepimiz aynı suyun içinde yıkanıyoruz. Su bir kere kirlendiğinde hiçbirimiz temiz kalamayız. Kir, bir şekilde üstümüze bulaşır.

– Bir zamanlar Lig Tv

Digitürk’ün Digitürk olduğu zamanlar. Mehmet Emin Karamehmet gibi yenilikçi bir iş insanının dönemi. Sadece spor değil, harika bir dizi, film, belgesel platformu. Günümüz platformalarının topluca aynı yerde olduğunu düşünün işte öyle bir şey.

Lig Tv çok daha güçlü ve daha saygın. Orada yorumcu olmak o dönem için sektörün nirvanası gibi. Ancak günün birinde oraya yorumcu olarak çıkan eski teknikdirektörler, üzerinden çok geçmeden bir takımla anlaşıp, yorumculuğu bırakıyordu. Yani oraya yorumcu olmak artık kulüplerde iş bulmak için rant alanına dönmüştü. Bu, elbette yapılan yorumlardaki güvenilirliği zedeledi.

Artık özellikle TBF’de görev almak kulüplerde iş bulmanın en kestirme yolu oldu. Lig direktörü olan ertesi sene bir kulübe genel menajer olmaya başladı. TBF’de sürdürelebilir bir yapı sağlanamıyorsa, projeler uzun vadeye yayılamıyorsa, bunun da etkisi çok büyük.

– Gençlere ne verdik ne bekliyoruz

Zemin o kadar bozuk ki, bu binanın ayakta kalması zaten mucize olur, bir ufak sarsıntıya bakar.

Gençlere ‘lafta’ güveniyoruz. Ara sıra 5 dakika süre verince onlara değer verdiğimizi sanıyoruz. Kopmuş bir maçın son 2 dakikasında onları oyuna alınca, övgü bekleyen koçlar gibi, riyakar davranıyoruz. Oyuncular da aptal değil, bunu içten içe biliyorlar, belki dışa net şekilde vuramıyorlar.

Şimdi biz bu çocuklara ne veriyoruz ki ne bekliyoruz?

Ekonomik krizde olan bazı takımlar var. TBF’nin cesur bir adım atması lazım, ama öyle menajer oyunlarıyla değil, ilkeli bir adım atması… Krizdeki bir takıma, gençlere de yeterli süre vermesi şartıyla, maddi yardımda bulunsun. Hem gençlerini yetiştirsin hem de basketbolda farklı bir yapılanma hamlesi yapsın.

Bu öneri, bugünün TBF’sine fazla hayalperest gelebilir. Ama her şey bir hayalle başlar ve günü geldiğinde o hayali gerçeğe dönüştürecek kahramanlar çıkar.

Kemal Erdem
Mail: [email protected]
Instagram: @kemalerdem54

About The Author

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir