İbrahim Yılmaz: Sınırlarım Olduğunu Düşünmüyorum

Basketbol Gençler Ligi‘nde Empera Halı Gaziantep formasıyla izlediğimiz oyuncular arasında yer alan 1.91 boyundaki 2004 doğumlu guard İbrahim Ethem Yılmaz‘la özel bir röportaj yaptık.

Genç oyuncularla devam eden röportaj serimizin bu bölümünde, sezonun öne çıkan isimleri arasında yer alan İbrahim Yılmaz’la keyifli bir sohbetin altına imza attık.

Henüz 2004 doğumlu olmasına rağmen ayakları yere basan, çizgisini koruyan, cümlelerine özen gösteren, sıcakkanlı ve sempatik bir figür olarak karşımıza çıktı. Açıkçası saha içindeki enerjisi, oyuna olan saygısı ve tutkusu, saha dışındaki karakterine de yansımış durumda. Türk basketbolunun geleceği açısından İbrahim gibi gençleri tanımak da bizleri fazlasıyla umutlandırıp, mutlu ediyor.

Fanus şeklinde düzenlenen BGL’de bu sezon 10 maça çıkan İbrahim Yılmaz, 13.3 sayı-4.0 asist-1.7 ribaunt ortalama yakaladı. Genç oyuncu, aynı zamanda 3 maçta 20 ve üzeri sayı üretti.

Lafı fazla uzatmadan İbrahim Yılmaz’la yaptığımız röportaja geçelim:

Basketbola başlama hikayesini sorduğumuzda, ”Basketbola başlama nedenim olarak babamı söyleyebilirim. Kendisi de Gaziantep’te ve çeşitli liglerde basketbol oynamıştı. Doğduğumdan beri basketbol topuyla büyüdüm gibi bir şey oldu. Yaşım ilerledikçe babamla birlikte basketbol oynamaya da başladık ve ilgim daha fazla arttı. Aynı zamanda futbolu da seviyorum. Basketbol oynarken, futbol hocalarından da teklif almıştım. Ama babamdan dolayı basketbol bana hep daha yakındı ve ondan sonra Gaziantep Basketbol’un altyapısına başladım, böyle de devam etti.” dedi.

– Euroleague’i NBA’den daha çok seviyorum

Türk takımlarının Euroleague’deki dominasyonunun kendilerini olumlu etkilediğini söyleyen genç oyuncu, ”Euroleague’de Fenerbahçe’nin ve Anadolu Efes’in başarılarını gördükçe daha çok heveslenip, daha çok hırs yapıyorsun. Kendini, o oyuncuların arasında oynarken hayal ediyorsun ve bu bizi daha çok heyecanlandırıyor. Aslında bu, bizi bir anlamda daha da çok çalışmaya teşvik ediyor.” ifadelerini kullandı.

Rol model olarak aldığı oyuncunun Vasilije Micic olduğunu söyleyen İbrahim, aynı zamanda Euroleague’i NBA’e nazaran daha çok beğendiğini belirtti ve konuyla ilgili sorularımıza şu cevapları verdi:

”Rol model olarak Anadolu Efes’ten Vasilije Micic’i çok beğeniyorum. Euroleague’i NBA’den daha fazla takip ediyorum. NBA’de elbette çok zevkli ama Euroleague’i daha çok seviyorum. Micic de beni en çok etkileyen oyuncu.”

”NBA’in biraz daha bireysel olduğunu düşünüyorum. Sonuçta orada çok fazla süper star var ve oyun genel olarak onların üzerinden dönüyor. Euroleague’de ise takım oyunu oynamadığın sürece kazanamıyorsun, çok sert bir lig. Bu benim daha çok hoşuma gidiyor.”

”NBA’i tatmak mutlaka her oyuncunun hayalidir. Ama ben daha çok Euroleague’de oynamak istiyorum.”

– Değişen basketbol düzeni benim için avantaj

Değişen basketbolda oyunun hızlanmasının kendisi için avantaj olduğunu belirten 2004 doğumlu guard, aynı zamanda kendinde gördüğü en büyük eksikliği ve genç oyuncuların zaman zaman yaşadığı şut tedirginliği konusunda ise şunları söyledi:

”Benim açımdan değişen basketbol düzeninin bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Ben kendime göre tempolu, hızlı hücumları, git gelleri ve enerjik bir oyunu daha çok seviyorum. Bu, benim oyun özelliklerime daha yatkın bir düzen.”

”Fiziksel güç olarak şu an için kendimi yetersiz görüyorum. Bazen mental olarak pozisyonlara çok fazla takılıp kalabiliyorum. Kötü bir şut tercihi ya da kötü bir pas tercihinde, o pozisyona takılabiliyorum. Bu ileride bana sorun yaratabilecek bir özellik aslında. Bunların üstünde daha fazla duruyorum.”

”Aslında benim ilk şutu kaçırdım, ikinciyi de kaçırırım gibi bir korkum yok. Ama ilk şutu kaçırınca, bazen ikinci şuta kalkarken, ilk şuta takılı kalabiliyorsun. Pozisyona takılı kalmak gerçekten kötü bir şey. Bunun çözümü yine kendinde bitiyor. Daha fazla maç oynadıkça, tecrübe kazandıkça gelişebilecek bir şey diye düşünüyorum.”

– Sınırlarım olduğunu düşünmüyorum

BGL’de bu sezonki performansını değerlendirmesini istediğimiz İbrahim, aynı zamanda fanus düzeni ve jenerasyonda en beğendiği oyuncularla ilgili sorularımızı da şöyle cevaplandırdı:

”Sezona biraz durgun başladım. İlk fanusta beklentilerimin altında kaldım. Maçlar ilerledikçe, özellikle ikinci ve üçüncü fanusta daha iyi bir performans gösterdiğimi düşünüyorum. Ama ne olursa olsun, herhangi bir performansın yeterli olacağını düşünmüyorum. Açıkçası iş biraz kafada bitiyor, kendime güvendiğim sürece sınırlarım olduğunu düşünmüyorum. Ben, ne kadar istersem o kadar ileri gidebilirim diye düşünüyorum.”

”Fanus düzeninde çok güzel bir organizasyon oldu, tüm takımlar beraber kalıyordu ve şartlar çok iyiydi. Ama ben daha fazla maç yapmaktan yanayım. Deplasmanlı olduğu zaman A Takım havasını yaşamış oluyorsun. O profesyonelliği daha fazla alışıyorsun.”

”Kendi jenerasyonumdan, kendi pozisyonumdan birini söyleyebilirim. Milli takımdan da arkadaşım Tan Yıldızoğlu’nu çok beğeniyorum. Tofaş’ta Berke Büyüktuncel çok iyi bir performans koyuyor ortaya. Bu iki oyuncuyu 2004 jenerasyonundan çok beğeniyorum.”

– Çok yönlü bir oyuncu olmak istiyorum

İbrahim, henüz yolun çok başında ama dedik ya, yaşına göre çok olgun bir karakteri var. Yaşıtlarının çoğu zaman yaşadığı ‘kararsızlığı’ yaşamadığını net bir şekilde size hissettiriyor. Bir hedefi var ve bu hedefi ortaya koymaktan çekinmiyor. Bunu yaparken, şu an nerede durduğunu iyi biliyor. Nereye, nasıl gideceğini ise mütevazı ama cesur bir şekilde anlatıyor.

İleride BSL’de nasıl bir oyuncu olmak istediğini ise şöyle tanımlıyor:

”Çok yönlü bir oyuncu olmak istiyorum. BSL’de savunma ya da hücum için oyuna giren bir oyuncu olmak istemiyorum. Hem hücumda hem savunmada aynı katkıyı verebilecek bir oyuncu olmak istiyorum. Şu anda, biraz da fiziksel durumumdan dolayı hücumda daha etkiliyim. Savunma anlamında geliştirmem gereken kısımlar var. Ama BSL’de çok yönlü bir oyuncu olarak, hem savunmada hem hücumda katkı verebilmek istiyorum.”

– Serbest atışlar can yakabiliyor

Aslında birçok tecrübeli oyuncunun da yaşadığı ‘başa bela’ sorunlardan biri olabiliyor serbest atışlar. Hiç beklediğimiz bir oyuncu, hiç beklenmeyen bir anda o atışları kaçırabiliyor. Dışarıdan kolay gözüken şeyler, bazen saha içinde sizi epey zorlayabiliyor.

İbrahim, yaşadığı şanssız bir maçı anlattı ve sonrasında serbest atış çalışmalarına da ağırlık verdiğini söyledi:

”Geçen sene BGL’de çok talihsiz bir maçım vardı. Maç son saniyeye gitmişti ve iki serbest atış kaçırmıştım. Maçı da kaybetmiştik. O günden beri idmandan sonraki özel çalışmalarda serbest atışları sokmadan çıkmıyorum.”

”Serbest atış olayı gerçekten çok farklı. Kolay gibi gözüküyor ama o çizgiye geldiğin zaman farklı bir heyecan geliyor. Kimse yokken atabildiğin şutu, birileri izlerken elin titreyebiliyor ve zorlanabiliyorsun. İçeride ya da dışarıda olması beni pek etkilemiyor ama o kritik an geldiğinde ister istetemez bir heyecan oluyor.”

”Skora baktıkça normalde yapacağın şeylerden uzaklaşabiliyorsun. Ben, genelde maç içinde skora bakmamaya çalışıyorum. Skora göre psikolojiyi belirlemeyi çok doğru bulmuyorum.”

– Hobileri ve sezon tahminleri

Genç oyuncudan, boş zamanlarında neler yaptığı ve sezonun kendi adına favorileri konusundaki sorularımıza ise şu cevapları aldık:

”Pandeminden dolayı dışarıda pek fazla yapacak aktivetimiz olmuyor. Playstation oynamayı çok seviyorum. Boş zamanlarımın büyük çoğunluğu öyle geçiyor. Onun dışında arkadaşlarımla sohbet ediyorum ve ailemle daha sık vakit geçiriyorum.”

”Final Four’daki şampiyonluk adayım Anadolu Efes. BSL’de de onları favori olarak görüyorum. NBA’de ise Philadelphia Sixers iyi durumda. Furkan Korkmaz’dan dolayı onların şampiyon olmasını istiyorum.”

Röportaj: Kemal Erdem
kemalerdem83@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir