Igor Kokoskov Fenerbahçe’ye İmzasını Atıyor

Fenerbahçe Beko çift maç haftasında sadece 2 maç kazanmadı aynı zamanda çok önemli bir eşiği daha geride bıraktı.

En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim. İnsanların gerçek yüzü kazanırken değil, kaybederken ortaya çıkar. Kokoskov, kaybederken çizgisini bozmadı ve saygınlığını yitirmedi. Ne sakatlıklara, ne hakemlere ne de düşen bütçeye sarılmadı.

İstese bunu yapardı, kendini de gayet haklı çıkartırdı. Ders verdi, herkese, hepimize…

Igor Kokoskov, Fenerbahçe basketboluna imzasını atmaya devam ederken, Zeljko Obradovic’in bıraktığı sarı mirasa da sahip çıkacağını ispatladı.

Fenerbahçe’nin 5-10’dan 15-10’a gelmesi bir eşikti. Anadolu Efes karşısında alınan ağır mağlubiyet sonrası çift maç haftasını 2’de 2 yaparak tamamlaması ise bambaşka bir eşik oldu. Fenerbahçe, bu kez yıkılmadı ve psikolojik olarak ayakta kaldı. Bundan birkaç ay önce Kokoskov’u çarmıha gerenler, bir çivi de ben çakayım diyerek sıraya girenler, şimdi bütün krediyi koça vermek zorundalar.

Kaybederken kendini, kazanırken oyuncularını öne çıkaran ve hiçbir şartta hakemleri konuşmaya yanaşmayan Kokoskov, ülke sporuna farklı bir bakış sunuyor.

Kokoskov’un sakinliği, en sıkıntılı anlardaki soğukkanlılığı ve oyuncularına verdiği güven, Fenerbahçe’nin Euroleague’deki inancını tavan yaptırdı. Herkes panik halindeyken o sadece işin basketbol tarafında kaldı.

– Artılar ve eksiler

Saha içine gelirsek, elbette Fenerbahçe’nin bariz şekilde eksikleri göze çarpıyor. Özellikle Jan Vesely ve Nando De Colo’yu dinlendirme kısmında rotasyonun darlığı Kokoskov’un elini zayıflatıyor. Marko Guduric’in hiç düşüş yaşamaya hakkının olmamasını da doğuruyor bu durum. Guduric’in performansı biraz düşmeye başlasa, insanlar acımasızca eleştirebiliyorlar. Oysa Guduric’in bir makine değil, insan olduğu unutuluyor.

Dyshawn Pierre, Gherardini’nin şapkasından çıkan bir tavşan gibi adeta. Her işi yapıyor, her işi yaparken de standartlarını bozmuyor. Oyuna girdiği anda ne vereceğini biliyorsunuz ve sizi asla yanıltmıyor. Hücumda hafif düşüş yaşasa da hiç önemli değil, savunmasıyla bu açığı kapatıyor. Savunmada hata mı yaptı, o da önemli değil, bu kez onu hücumda telafi ediyor.

Kyle O’Quinn, yavaş yavaş hem takıma hem sisteme adapte oluyor. Onun enerjisi de takıma olumlu yansıyor. Lorenzo Brown ve Ahmet Düverioğlu ikilisi biraz daha istikrar yakalayabilse oyun içinde aslında Fenerbahçe’nin birçok sorunu ortadan kalkacak. Bu sezon Fenerbahçe’nin Final Four yolunda bu ikilinin katkısına mutlak ihtiyacı var. İstikrar sorunu yaşayan bir diğer isim olarak da Jarell Eddie’yi buraya ekleyebiliriz. İyi niyetli mücadelesinden kimsenin şüphesi yok. Ancak zaman zaman mental eksikliği hataları da beraberinde getiriyor.

Danilo Barthel’in kovid dönüşü form tutması biraz zaman alacak gibi dururken, bu sezon bir türlü beklenen uyumu gösteremeyen Edgaras Ulanovas ise en büyük soru işareti olarak duruyor. Belki de transfer dönemindeki en büyük hayal kırıklarından biri desek yanlış olmaz. Alex Perez konusuna girmesek daha iyi, neden alındı ve nefes alırken niye sakatlanıyor muamma. Onu da çıkış sürecinin nazar boncuğu olarak görelim.

– Yolun sonu aydınlık

Yolun sonu aydınlık derken aslında bunu sadece bu sezon özelinde söylemiyorum. Zira bu sezonun başarı kriteri ayrıca tartışılmalı.

Kokoskov, geçiş dönemini en az hasarla atlatmaya çalışırken, uygulamak istediği sistemi de inşa etmeye devam ediyor. Özellikle önümümüzdeki sezon tam anlamıyla Kokoskov takımını sahada görebileceğiz. Koç, hem takımı hem BSL’yi hem de Euroleague’i iyiden iyiye tanıdı. Önümüzdeki sezonun transferlerine de buna göre yön verecektir.

Bu sezonun başarı kriteri ise Euroleague özelinde çeyrek finaldir. Bu takım, bu şartlarda ilk 8’e kendini attığı an ‘başarılı’ olarak görülmelidir. Final Four ise baklavanın üstündeki kaymak olur.

Kemal Erdem
[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir